|
|
ÇOKLU ZEKÂ Tek düze öğretim yöntemleri ile öğretilmeye programlanan, öğrenme sürecinin dışına itilen çocuk ve gençler, aslında birer “öğrenme makinesi” idiler. Öğrenme süreci yapay olarak bozulmaya uğratılan tek varlık insandır. İhtiyaçları, kendi dışından karşılanmaya çalıştırılan, en değerli yeteneği olan “bilgi-beceri” ihtiyaçlarını,içinde bulunacağı ortamın izin verdiği en etkin yöntemle öğrenebilme “yetisi”, onu pasif duruma itip, öğretmenin işini yapabilmesi birinci plana getirilince sönmektedir. İçindeki öğrenme enerjisi bu şekilde bastırılan çocuk, gençlik çağına girdiğinde, mevcut enerjisini boşaltma kanalı bulmakta gecikmemektedir. Yaramazlık, isyankârlık,uyumsuzluk, benzeri eğilimler… İşin mekanizması budur. Çocuk ve gençlerin öğrenme enerjilerinin öğrenmeye dönüşmesi, fiziki ortama pek bağlı değildir. Güzel okul binaları, zengin kaynaklar, kuşkusuz ki birer avantajdır, ama asıl olan bu sürecin “öğretme” yerine “öğrenmeye döndürülmesi çocukların bu sürecin baş sorumlusu olduğunun bilinmesi ve onlara bildirilmesidir. “Çocuklar bu bilince sahip değil, bu yüzden biz onlara öğretmeliyiz.”yaklaşımında doğruluk payı pek yoktur. Hiç kimse, kimseye, isteği dışında bir şey öğretememiştir. Olsa, olsa zorla ve kısa bir süre için nedenini anlamadığı ve merak da etmediği birçok bilgiyi belleğine yerleştirir ve onları sınavda geri alarak başarıyı ölçtüğünü sanır.Böyle yetişen insanların hayatları boyunca hiçbir sorunu çözmeleri mümkün değildir. Daima birilerinin yardımına muhtaç insanlar böyle yetişir. Bu durumu tersine çevirmek, eğitim bütçesinin artırılmasına,ilköğretimin sekiz yıla çıkarılmasına, tüm ders kitaplarının yeniden yazılmasına bağlı değildir. İhtiyaç olan tek şey, öğretmenin “öğretmek” rolünün, “öğrenme ortamı hazırlayıcılığı ve sürdürücülüğü” rolüne dönüştürülmesidir. Böylece, öğrenme makineleri, çalışmaya başlayacak, öğretmenler de bu sürece daha fazla katkı yapma imkânına kavuşmuş olacaklardır. | ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ DOĞUŞU Nöropsikolog ve gelişim uzmanı Gardner, Harvard Üniversitesinde “Sıfır Çalışması” adlı bir projede normal ve üstün yetenekli çocuklar ve beyin hasarlı yetişkinler ile ilgili araştırmalar yapmış, bu kişilerin bilişsel yeteneklerinin gelişimini incelemiştir. Bu çalışmalar sırasında psikometrik (Bireyin kendini tanıması ve psikolojik yöneliminin belirlenmesi için yapılan çalışmalar) bakış açısıyla tanımlanamayan farklı bir şeyler gözlediğini fark etmiş vebunu şu şekilde ifade etmiştir:“Çocuklar ve beyin hasarlı yetişkinlerle yaptığım günlük çalışmalarda beni, insan doğası ile ilgili olgular derinden etkiledi. İnsanlar çok geniş, çok sayıda kapasitelerle dolu. Bir bireyin bir alandakiüstünlüğü, bir başka alandaki üstünlüğü ile karşılaştırılabilecek ve tahmin edilebilecek kadar basit değil.” Gardner; bir insanın felç olduğunda, beynin belirli bir bölümlerinin hasara uğradığını vebeyninde oluşan bu hasar sonucu, hangi sonuçlar ortaya çıktığı konusunda araştırmalarını yoğunlaştırmıştır. Bu araştırmalarda;Müziksel yeteneğini kaybeden insanların halen onuşabildiğini, dilsel yeteneğini kaybeden insanların da halen şarkı söyleyebildiğinin farkına varmıştır. Öyle ise bir yetenek kaybedildiğinde diğerleri korunabilmektedir. Bu durumda insanların tek bir zekâya sahip olmaları mümkün değildir. Bu çalışmalar Gardner’ı, sadece beyin araştırmaları dünyasına götüren bir anlayış olmamış, aynı zamanda Çoklu Zekâ Kuramı’na götüren neden olmuştur. (Tarman, 1999:13).Gardner’ın geliştirdiği kurama göre, Zekâ biyopsikolojik bir potansiyeldir ve şöyle tanımlanmıştır: “Zekâ bir ya da daha fazla kültürel yapıda değeri olan bir ürüne şekil verme ya da problemleri çözme yeteneğidir”. Bu tanıma göre Zekâ, bireylerin kişisel kararları olduğu kadar, aynı zamanda bir potansiyeldir ve değerlere, fırsatlara bağlı olarak ortaya çıkar. Kültürel değerler Zekâ olarak ele alınan davranışları derinden etkiler. Gardner’ın bu tanımı testlerle ölçülen niceliksel ve geleneksel Zekâ anlayışlarıyla tamamen zıttır.Çoklu Zekâ Kuramı bilişsel bilim, gelişimsel psikoloji ve nörobilimden yararlanarak her bireyin zekâ düzeyinin otonom güçler ya da yetenekler tarafından oluştuğunu ve 8 zekâ gücünün var olduğunu savunmaktadır.Zekâlar her zaman birlikte çalışırlar; ancak bu çok karmaşık yollarla gerçekleşir. Bir zekâ, dahiler ve (beyinden kaynaklanan) özürlü bireyler dışında her zaman birbiriyle etkileşim halindedir. Örneğinbir futbol oyuncusu, bedensel zekâyı, sahada koşarken, kalede topu yakalarken ve topa vururken; uzamsal zekâyı, sahayı ve oyundaki görevini tanırken; dil ve sosyal zekâyı kendini değerlendirirkenkullanmaktadır (Akt.Talu,1994:166). Gardner’ın analizi; bizim gerçeği öğrenmemizi ve bilmemizi sağlayan bir ya da iki zekâ yerine, bütün insanlarda çeşitli zekâların olduğunu ortaya çıkarmıştır. Gardner Çoklu zekâ kuramı zerinde çalışırken başlangıçta yedi tür zekâ tanımlamış, daha sonra bu zekâlara sekizinci olan doğa zekâsını eklemiştir. Gardner ileri sürdüğü zekâ türleri dışında da başka zekâ türlerinin de olduğuna inanmaktadır. Bu yeni zekâ türleri üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Gardner’a göre hayatı ilginç kılan her bir zekâ alanında aynı güçte olmadığımız ve hepimizin aynı zekâ bileşimine sahip olmayışımızdır. Nasıl ki insanlar görünüş itibarıyla birbirinden farklıysa zekâ bakımından da farklılıkları vardır. (Akt. Demirel, 1999:142;Akt. Tarman,1998:12-16). Gardner, Çoklu Zekâ fikrini ortaya attıktan sonra, pek çok yeni zekâ da düşünülmeye başlamıştır (mizah, yemek yapma, altıncı his becerisi gibi). Ancak zamanla bu yeni zekâların ya diğer zekâlar içinde yer aldığı ya da tam olarak zekâ sayılamayacağı görüşleri ortaya çıkmıştır. Nitekim Gardner’ın son zekâ türü olarak önerdiği doğal zekâ da tartışılmaktadır. Bu tartışmaları sonuçlandırabilmek için Gardner ölçütler belirlemiştir. Bir özelliğin zekâ olabilmesi için;1-Bir dizi sembole sahip olabilmesi2-Kültürel yapıda değeri olması3-Aracılığıyla mal veya hizmet üretebilmesi4-İçinde problem çözülebilmesi gerekmektedir (Akt.Talu,1994:165). | ÇOKLU ZEKÂ NEDİR? Zekânın bu güne dek pek çok tanımı yapılmıştır. Bu konuyla ilgilenen her bir bilim dalı kendine uygun bir zekâ tanımı yapmıştır. Kimi kez uyum, kimi kez sorun çözme yeteneğine ağırlık verilmiştir. Bütün bunları da içerecek bir zekâ tanımı “Zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir” şeklinde yapılabilir. (Öktem, 2004) Bilgisayar Bilimcilere göre; bilgi işleme yeteneği olarak tanımlanmıştır. (Özgüven,1994:161) Binet’e göre zekâ, bellek alanı, duyum keskinliği ve tepki hızı gibi basit zihni öğelerle değil; kavrama, hüküm verme, akıl yürütme gibi karmaşık işlemlerle kendini gösterir. Bireyin zekâsı hakkında güvenilir bir fikir edinmenin yolu, bireyi çözümü yüksek zihni işlemlerin kullanılmasını gerektiren problemlerle karşı karşıya getirmek ve bireyin yaptıklarını objektif olarak saptamaktır. (Akt; Özgüven, 1994:163). Gardner (1983) Zekâyı, “problem çözme kapasitesiya da değeri olan bir ya da birden çok kültürel yapı ürününe şekil vermek” olarak tanımlamaktadır. Ona göre bireyler aynı düşünüş tarzına sahip değillerdir. Eğer bireyler farklı zekâ kombinasyonlarını tanıyabilirse karşılaştıkları problemleri çözmede daha şanslı olabilirler (Tarman, 1999:12).Literatürde zekâ tanımlarıyla ilgili tam anlamıyla hemfikir olunmasa da Stenberg (1997), önerilen tanımlarda en yaygın olan unsurların;1- Yüksek düzeyde yetenekler (soyut muhakeme, zihinsel temsil, problem çözme ve karar verme) 2- Öğrenme yeteneği ve çevrenin taleplerini etkili bir şekilde karşılayabilme konusunda uyum olduğunu söylemektedir (Akt:Erkuş; 1998:31).Zekâ kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir ürünüdür.Çevresel faktörler ve kalıtımsal özelliklerin etkileşimi ile belirlenen zekânın doğrudan doğruya gözlenmesi mümkün değildir.Zekânın ölçülmesi için yardımcı araçlara yani zekâ testlerineihtiyacımız vardır (Başbay, 2000:7) Zekâ testleri psikolojik testler arasındaki en eski testlerdendir. 20.yüzyılın başlarında Binet ve Simon tarafından geliştirilen testler, eğitimden faydalanabilenlerin ortaya çıkarılmasını hedeflemiştir. Zamanla bu testler, çok geniş bir kullanımı olan bireysel zekâ testlerini oluşturmuştur (Kline,1993:171).Zekâ bireyler arasındaki farkı belirleyen, zihinsel gelişimle ilgili,önemli bir özeliktir. Günümüzde tartışma konusu olmakla birlikte, zekâ testleriyle ölçülür, IQ (Intelligence Quotient) ile ifade edilir. IQ bireyin standart zekâ testinde aldığı puanın takvim yaşına bölünmesiyle elde edilir. Zekâ testlerinden alınan puanlar okul başarısını yormayabilmekte, ama başarıyı etkileyen diğer faktörleri yordamaya elverişli değildir (Ülgen,1997:26) .Çoklu Zekâ Kuramı IQ testlerinin tamamen karşısındadır. Çünkü IQ testleri yaklaşık olarak bir yüzyıl önce “okulla kimlerin sorunu olacağını belirlemek amacıyla” geliştirilmiştir. Bu test sadece dilsel, mantıksal/matematiksel yeteneği ve zaman, zaman da devin-duyusal yeteneği ölçmektedir. Ayrıca IQ testi bize diğer zekâlar hakkında bilgi vermemektedir. Örneğin, üretken zekâyı ya da kişinin ahlaklı olup olmadığını yoklamamaktadır (Tarman,1999:11).İnsanlarda tek bir iki tür Zekâ olduğu düşünülemez, Zekâ testleri ise sözel, mantıksal ve matematiksel yetenekleri ölçer. Oysa IQ testlerinin birçok problem taşıdığını Robert Steinberg ifade ederek ve Zekânın etkileşerek işleyen farklı bileşenlerden oluştuğunu, bireyin içsel ve dışsal dünyası ile deneyimlerinin Zekâyla ilişkili olduğunu savunmuştur (Selçuk,2004:7) Zaman içerisinde Zekânın ölçülmesi girişimleri kristalize Zekâdan akıcı Zekâya yönelmiştir. Şimdiki durum, eski ölçme araçları üzerine olan güveni sarsmış görünmektedir.Bugün artık pratik yararların ön planda olduğu bir Zekâ anlayışı tartışılır olmuştur. Bu konuda Gardner zekâyı bir ürüne şekil vermesorun çözme olarak tanımlayarak ve teorisini geliştirmiştir. Gardner’a göre her alanın kendine özgü sembolleri, sembol sistemi ve araçları vardır. Bireyin bu sembolleri kullanarak, o alandaki problemleri çözmedeki performansı, o insanın zekâ düzeyine işaret eder. İnsanların performanslarını sergilediği alanlar, geleneksel zekâ testlerinde olduğu gibi, sadece matematiksel ve sözel alan değildir (Ülgen, 1999:157).Beyin/düşünce sistemi yaklaşımlarına göre, değişik kapsamlı yollar bulma çalışmaları, zekânın çoklu olduğunun keşfi ve zekâ hakkında önceden bilinenlerle birlikte çoklu zekâ araştırmalarını başlatmıştır.(Tarman, 1998:12).Zekâ kavramını farklı bir bakış açısıyla inceleyen Edward L.Thorndike’a göre (1884-1949), zekâ birbirinden ayrı faktörlerden oluşur. Bir zihni problemin çözümünde birden fazla faktör rol oynar.Thorndike zekâyı, soyut, sosyal ve mekanik olmak üzere üç boyuta ayırmıştır. Soyut zekâ sayı ve kelime cinsinden sembolleri; Mekanik zekâ, çeşitli araç-gereç ve makineleri kullanma yeteneğidir. Sosyal zekâ ise insanları anlam ve onlarla başarılı ilişkiler kurma yeteneğiolarak tanımlanmıştır (Akt.Özgüven, 1994:166).Eğitimde "Çoklu Zekâ Kuramı" nın kullanılması ile bireylerin gelişmiş olan Zekâ alanlarından yola çıkılarak diğer Zekâ alanlarının da geliştirilmesi sağlanmaktadır. Böylece bireyler sahip oldukları kapasiteyi en son sınırına kadar kullanabilmekte, bu da öğrenmeyi en üst seviyelere çekmektedir.Her öğrencinin en iyi öğrendiği yol, onun öğrenme stilidir. Diğer bir anlatımla öğrenme; parmak izi kadar biricik ve bireye özgüdür, Bir öğrencinin algılamasını, çevredeki diğer insanlarla ilişkilerini ve öğrenme çevresindeki davranışlarına etki eden bilişsel, duyuşsal ve fizyolojik yapısı, onun öğrenme şeklini belirler.Howard Gardner Zekânın özelliklerini şöyle sıralamaktadır (Selçuk,2004,12). 1. Her insan kendi zekâsını artırma ve geliştirme yeteneğine sahiptir. 2. Zekâ değişir ve başkalarına öğretilebilir. 3. Zekâ beyin ve zihin sistemlerinin birbiriyle etkileşimi sonucuortaya çıkan çok yönlü bir olgudur. 4. Her insan çeşitli Zekâ alanlarının tümüne sahiptir. 5. Zekâ alanlarının her biri belli düzeyde geliştirilebilir. 6. Çeşitli Zekâ alaları belli bir uyum içinde bir arada çalışırlar. 7. Bir insanın her alanda zeki olabilmesinin birçok ŞEKLİ bulunmaktadır.Zekâ kavramına yeni bakış ile eski değer yargılarımızı sorgulamamız,her bireyin zekâsının, nevi şahsına münhasır olduğu, özel bir ilgi veyetişme şekline tabi olması gerektiği düşüncesine uygun davranmamızgerekecektir | ZEKÂYA İLİŞKİN ESKİ ANLAYIŞ 1. Zekâ doğuştan kazanılır, sabittir ve bu nedenle de asla değiştirilemez.2. Zekâ, niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir.3. Zekâ, tekildir.4. Zekâ, gerçek hayattan soyutlanarak (yani, belli Zekâ testleri ile) ölçülür.5. Zekâ, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların gelecekteki başarılarını tahmin etmek için kullanılır. | ZEKÂYA İLİŞKİN YENİ ANLAYIŞ 1. Bir bireyin kalıtımla birlikte getirdiği Zekâ kapasitesi iyileştirilebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir. 2. Zekâ, herhangi bir performansta, üründe veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz. 3. Zekâ, çoğuldur ve çeşitli yollarla sergilenebilir. 4. Zekâ, gerçek hayat durumlarından veya koşullarından soyutlanamaz. 5. Zekâ, öğrencilerin sahip oldukları gizil güçlerini veya doğal potansiyellerini anlamak ve onların başarmak için uygulayabilecekleri farklı yolları keşfetmek için kullanılır. Gardner’ın Zekâ özellikleri sınıflaması ile yeni Zekâ anlayışıarasındaki ilişki de Zekâ ile ilgili yeni bir durumu beraberinde getirmektedir. Her birey bir değerdir ve biriciktir. Sahip olduğu tüm Zekâ alanları geliştirilebilir. Bunun için çoklu uyarıcılar ve zengin öğrenme ortamları gereklidir. Yukarıda ifade edilen Zekâ ile ilgili değişik yargıların ortak noktası Zekânın çeşitliliği ve karmaşık oluşudur. Her bireyin tüm Zekâ alanlarına sahip olduğu ve bu Zekâ alanlarının bir seviyeye kadar geliştirilebileceği, öğrenme öğretme durumlarının ve rehberlik çalışmalarının çoklu Zekâ uygulamaları çerçevesinde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu anlamda okul rehberlik çalışmalarında ve öğrenme- öğretme durumlarında çoklu Zekâ kuramı verilerinden yaralanılmalıdır. | ÇOKLU ZEKÂ TEORİSİNİN İLKELERİ İnsanlar çok farklı zekâ türlerine sahiptir.Her insan aktif olarak kullandığı zekâları ile özel bir karışıma sahiptir.Her insanın kendine özgü bir zekâ profili (görünümü) vardır. Zekâların her biri insanda farklı bir gelişim sürecine sahiptir.Bütün zekâlar dinamiktir.İnsandaki zekâlar tanımlanabilir ve geliştirilebilir.Her insan kendi zekâsını geliştirmek ve tanımak fırsatına sahiptir.Her bir zekânın gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.Her bir zekâ hafıza, dikkat, algı ve problem çözme açısından faklı bir sisteme sahiptir.Bir zekânın kullanımı esnasında diğer zekâlardan da faydalanılabilir.Kişisel altyapı, kültür, kalıtım, inançlar zekâların gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.Bütün zekâlar, insanın kendini gerçekleştirmesinde farklı ve özel kaynaklardır.İnsan gelişimini değerlendiren tüm bilimsel teoriler çoklu zekâ teorisini desteklemektedir.Şu anda bilinen zekâ türlerinden daha farklı zekâlar da olabilir.Çoklu Zekâ Teorisinin okullarda üç olası amaç için kullanımı üzerinde durulmaktadır. Bunlar;1- Arzu edilen yeteneklerin geliştirilmesi2- Belli bir içeriğe, konuya veya derse çok çeşitli şekillerdeyaklaşılması3- Eğitimin bireyselleştirilmesidir (Vickers,1999:23). Howard Gardner, hayatın ilk yedi yılında çocukların çok çeşitli alanlarda deneyime teşvik edilmelerini önermektedir. Gardner’a göre sonraki yedi yılda (ortalama 7–14 yaş) çocuklar bazı temel beceriler okur-yazarlık ve kültürleriyle uyumlu bilgiler edinmeliler. Ancak bir sanat dalında, bir fiziksel alanda ve derinliğine araştırmak istedikleri akademik bir konuda uzmanlaşmaya girmiş olmalılar. “Bir konuya hakim olma” duygusunu, tecrübesini yaşamalılar. (Vickers,1999:33–34). Gardner; öğretmenler için, ne öğrettikleri veya nasıl öğrettiklerinin değil, insan olarak nasıl bir örnek teşkil ettiklerinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Dersler unutulduktan sonra akılda kalan tek unsur, öğretmenin nasıl bir örnek olduğudur.Öğretmen olmak ebeveyn olmak gibidir. İstediğiniz kadar sözler verin veya destek olun, eğer siz o değerleri bünyenizde arındırmıyorsanızhepsi anlamsız kalır. Öğretmen olarak konunuz sizi heyecanlandırıyorsa, öğrenme heyecanı duyuyorsanız, insanlarla ilişkilerinizden, bir seyahatte okuduğunuzdan, izlediğiniz bir piyesten, ya da çözdüğünüz bir problemden duyduğunuz heyecanı istikrarlı olarak çocuklara iletebiliyorsanız, işte onlara verebileceğiniz en değerli armağan budur. (Vickers,1999:35). | ÇOKLU ZEKÂ ALANLARI 1-SÖZEL-DİLSEL ZEKÂ Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki karmaşık anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım,benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.Diğer bir anlatımla, bir bireyin kendi diline ait kavramları masalcı,konuşmacı veya bir politikacı gibi sözlü olarak ya da bir şair, bir yazar veya bir gazeteci gibi yazılı biçimde etkili olarak kullanabilme kapasitesidir. Dilin kullanılması ve üretilmesinde sorumlu zekâdır.Dilin karmaşık yapıları bu zekâ sayesinde ortaya çıkar. Bu zekâyasahip bireyler okuma, dinleme konuşma yolu ile daha kolay öğrenirler.Bu zekâ tipi içinde mizah duygusu gelişmiş, soyut muhakeme yeteneği güçlü, kavram-kelime-simgelerle düşünebilen bireyler yetişir. Okumayı severler; ezber metodunu daha iyi kullanırlar. Bunların içinden yazarlar, komedyenler, şairler, hatipler çıkar. ‘Mükremin Abi’ tiplemesi ile adını geniş kitlelere duyuran Yılmaz Erdoğan da dilsel zekâsı güçlü isimlerdendir. DÜŞÜNME BİÇİMLERİ Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar. Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar. Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için, farklı gruplara etkili bir biçimde hitap edebilir. Kısacası sözcükleri ahenkle dans ettirebilirler. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ Her hikâyeyi, masalı, fıkrayı anlatır. İyi bir hafızası ve kelime hazinesi vardır. Sözel olarak iyi iletişim kurar.Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir. Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler. Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir. Etkili dinleme becerilerine sahiptir, espriler yapar, olaylar uydurur, kelime oyunlarındanhoşlanır. Okumayı, yazmayı sever, yaşına göre sözcük dağarcığı zengindir, sözsel iletişimi iyidir. KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLER Öğrenmede daha çok kitaplar,teypler, yazma materyalleri, görüşme ve tartışmalar, konuşma ve dinleme gibi yöntemlere ihtiyaç duyar. Kelimelerle oynayarak,yazarak, okuyarak, konuşarak, mizahı kullanarak, ikna edilerek dahakolay öğrenirler. Bu zekâ türü daha baskın olan öğrencilere; dil kulübü, okul gazetesi, okul yıllığı ve okul dergisi çıkarılmasında etkin görevler verilebilir, kütüphanede çalışma, hikâye, masal,senaryo yazma ve anlatma, çizgi roman yazma, kelime oyunları, bulmaca çözdürme vb konularda etkinlikler yaptırılabilir. DİLSEL ZEKÂ NASIL GELİŞTİRİLEBİLİR? Eğer öğrencileriniz konuşmayı seviyorsa onları size hikâye okumaları için cesaretlendirin. Hikâyeyi oynamalarını, hikâyeyi tutkuyla anlatmalarını ve değişik karakterleri konuştururken farklı sesler kullanmalarını önerin. Bu tür çocukları sık, sık kütüphaneye gönderin, gazete ve dergilere abone olmasını teşvik edin. Kelime oyunları oynatın, Günlük okuma saatleri planlayın.Hızlı okuma kurslarına katılmasını sağlayın ya da hızlı okumayı öğretin, Okuma etkinlikleri düzenleyin. Günlük tutturun, Şiir kasetleri dinletin. Sevdiği şiir ve sözleri ezberletin, şiir yazabiliyorsa şiir yazmaya teşvik edin, yazdığı şiirleri mutlaka okuyup değerlendirin ve teşvik edin. Öğrendiği yeni kelimeleri günlük hayatında kullanmasını sağlayın, İzlediği bir film, belgesel ya da başından geçen herhangi bir öğretici olaydan sonra öğrendikleriniyazdırın. Bu konuda öğrenci velisini bilgilendirin ve veliyi de mutlaka işin içine katmaya çalışın.MESLEKİ EĞİLİMLERİ Edebiyat, Şair, Dil Bilim, Hukuk, Siyasetçi,Öğretmen, Gazeteci, Yazar, Çevirmen, Avukat, Oyun Yazarı, Yayıncı,Arşivcilik, Hatip, Eğitim Bilimci, Komedyen, Roman Yazarı, vb. meslek dallarında başarıyla çalışırlar. | 2-MANTIKSAL-MATEMATİKSEL ZEKÂ Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar,geometrik şekiller gibi soyut sembollerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir. Bir bireyin bir matematikçi bir vergi memuru veya istatikçi gibi sayıları etkili bir şekilde kullanabilmesi ya da bir bilim adamı, bir bilgisayar programcısı veya bir mantık uzmanı gibi sebep – sonuç ilişkisi kurarak olayların oluşumu ve işleyişi hakkında etkili bir biçimde mantık yürütebilme kapasitesidir.Diğer bir anlatımla, bu zekâyı geliştiren bireyler neden-sonuç ilişkisi kurabilme, sınıflama, sıralama, soyut sembollerle çalışma ve problem çözme gibi alanlarda başarılı olurlar. Bilimsel düşünme yeteneğine sahiptirler; yorumlama, tümdengelim gibi düşünme yetilerini ustalıkla Matematiksel düşünme, sayıları etkin kullanma, problemlere bilimsel çözümler üretme ve kavramlar arasındaki ilişkileri ayırt etme, sınıflama, genelleme yapma, hesaplama, matematiksel bir formülle ifade etme, benzetmeler yapma gibi davranışlarla ortaya çıkıyor. DÜŞÜNME BİÇİMLERİ Öğrenmede daha çok keşifler, düşünme, tümevarım ve problem çözmeden yararlanırlar. Neden-sonuç ilişkilerini çok iyi kurar. Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır. Hipotezler kurar ve sınar. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ Nesnelerin nasıl çalıştığına dair sorular sorar.(Bu ne bu?) Hızlı bir şekilde zihinsel matematik işlemi yapar. Her şeyin nasıl çalıştığını sorgular, (Anne bu nasıl çalışıyor) Matematik etkinliklerini sever. Strateji oyunlarından hoşlanır, Mantık oyunlarına, yap-bozlara meraklıdır, üst düzey düşünce becerilerini kullanır. KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLER Zekâ oyunları, oyun kartı,oyuncak para, yap-boz, lego, strateji oyunlarını oynatın. Matematik aktiviteleri, deney, sınama, sorgulama ve araştırma yaptırın.Bilgisayar kulübü çalışmaları, ölçme birimi, bilmeceler-mantık bulmacaları gibi etkinliklere yönlendirin. Bu öğrenciler grafik, şekil olarak verilen (görsel) bilgileri daha iyi yorumlar, anlarlar ve özümserler, bu yüzden bu çocuklara konuları şekil, grafik vb yollarla kavratın. Gerekli ön ilgileri kazandırırsanız bu öğrenciler bilgisayar programları bile hazırlayabilirler. Akıl yürüterek, soyutmodelleri tasarlayarak, sayılarla düşünerek, ilişkileri ve bağlantıları kurgulayarak öğrendiklerinde bunları gözden kaçırmayın. BU TÜR ZEKÂYI GELİŞTİRMEK İÇİN Eğer öğrenciniz size sürekli ne kadar çok şey bildiğini ispatlamaya çalışıyorsa (Örnek; "biliyorum öğretmenim", " ben yapayım") onların bir şeyleri çözmelerine ve buiçgüdülerini beslemelerine izin verin. Yanlış yaptıklarında, onlarla dalga geçmeyin veya "Sana ben yaparım demiştim" demeyin. Bunun yerine neden yanlış yaptıklarını aşama, aşama açıklayın. Düşünmelerini teşvik edin ve yaptıkları şey üzerinde tekrar düşünmeleri için onları cesaretlendirin. Dama, satranç, tavla gibi oyunları oynatın. Mantık bulmacaları çözmeleri için cesaretlendirin. Varsa bir matematik,satranç kulübü ya da başka bir problem çözme ve eleştirel düşünme aktivitesine katılmasını sağlayın. Mantık oyunları oynayın. Bir teleskop veya mikroskop alarak birlikte gözlemler yapın. Günlük işlerde hayatın bir bölümü olan matematiği keşfetmesini sağlayın.Örnek; Apartmanda kaç merdiven çıkıyor? Gün içinde kaç insanla görüşüyor? Eve başka kaç yoldan gidebilir? MESLEKİ EĞİLİMLERİ Muhasebeci–Satın Alma, Matematik Ve Mühendislik Bilimleri, Bilim Adamı, İstatistik, Bilgisayar, Ekonomi Ve Fen Bilimleri, Bilim Adamı, Bilgisayar Programcısı, İstatistikçi, Yargıç,Mucit, Matematikçi, Muhasebeci, Polisiye Roman Yazarı, Eleştirmen,Ekonomist, gibi mesleki alanlarında başarıyla çalışabilirler | 3-GÖRSEL UZAMSAL (MEKÂNSAL) ZEKÂ Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutlu nesneleri algılama ve muhakeme etme becerisidir. Bir insanın avcı, bir izci ya da rehber gibi görsel ve uzaysal dünyayı doğru bir şekildealgılaması veya bir dekoratör, bir mimar ya da bir ressam gibi dış dünyadan edindiği izlenimler üzerine değişik şekiller uygulama kapasitesidir.Diğer bir anlatımla; Görsel algılama ve algılarını yansıtma yeteneğidir. Bu zekâya sahip bireyler görme alanını tüm ayrıntıları ile algılar, zihinsel imgelemeler yapar, biçimler oluştururlar. Bu zekâ, boyama, çizme, heykel gibi görsel sanatlarla, kılavuzluk, harita yapımı, mimari, satranç gibi nesneleri değişik açılardan görselleştirme yeteneği isteyen bir zekâ türüdür. Görsel zekâdaki yeteneğimiz, üç boyutlu bir nesnenin şekil ve örüntüsünü ne kadar hayal edebildiğimizle ilgili. Görsel düşünme, kendini şekil ve grafiklerle ifade etme, çizme, boyama, şekil verme gibi davranışları kapsar.DÜŞÜNME BİÇİMLERİ: Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir. Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür. Resimler ve şekillerle düşünür. Hayalinde gördüğü resimleri anlatabilir. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİHarita, tablo ve diyagramları anlayabilir. Çok hayal kurar. Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiğibilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır. Bir görüntüyü zihninde canlandırabilir, Harita, çizelge ve şemaları rahatlıkla okur,yaşıtlarından daha hayalcidir, Görsel gösterimleri sever, okurken kelimelerden çok resimlerden öğrenir, Dalgın bir şekilde resim çizer. KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLER Sanat ve Proje aktivitelerini,görsel sunuşları sever. Okurken kelimelerden çok resimlerden anlar.Tasarım, çizim ve görsellikten zevk alır. Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır. Origami ve maketler hazırlar. Öğrenmede daha çok sanat, video, filmler, bulmacalar ve haritalardan yararlanır. Bu öğrencileri; Satranç kulübü, fotoğrafçılık, resim kursu, el sanatları,üç boyutlu çalışma, koleksiyon yapma, legolar, bloklar, haritalar,renkli kalemler, kuklalar, karikatür, model yapma vb etkinliklere yönlendirerek, daha başarılı hale getirebilirsiniz. Hiç okuma- yazma bilmeyen bir öğrenciye, resim okuma ve yukarıdaki diğer yöntemlerle birçok davranış kazandırabilirsiniz.ÖĞRENME ŞEKLİİmgeleri düzenleyerek, zihinsel resimler oluşturarak,çizerek, desen oluşturarak, hayal ederek daha iyi öğrenirler. Çeşitli renklerde farklı, farklı kalemler alın. Grafik, el sanatları, tasarım,resim kurslarına teşvik edin. Bu tür öğrencilerle fotoğraf çekin, müzegezin, sinema ve tiyatroya gidin. MESLEKİ EĞİLİMLERİRessam, Artist, Fotoğrafçı, Mühendis, Kameraman,Mimar, Heykeltıraş, Tasarımcı, Dekoratörlük, İzci, Kâşif, Mekanikçi,Görsel Sanatlar, Gemici, Satranç Uzmanı, Gezgin, Geometri Uzmanı,Rehber gibi mesleki alanlarda başarıyla çalışabilirler. | 4-BEDENSEL-KİNESTETİK ZEKÂ Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir. Bedensel – Kinestetik zekâ ile bir kişinin bir aktör, bir atlet ya da dansçı gibi düşünce ve duygularının anlatmak için vücudunu kullanmadaki ustalığı veya bir heykeltıraş, bir cerrah ya da tamirci gibi ellerini kullanma ve elleriyle yeni şeyler üretme kabiliyetleri kastedilir.Başka bir anlatımla: Duygu ve düşüncelerin aktarımında beden dilininetkili bir biçimde kullanılabilmesini sağlayan zekâdır. Dans, spor karşılaşmaları, yeni bir ürün yaratma, yaparak öğrenme ve yaparak öğretme etkinliklerinin gelişiminde etkilidir. Bu yeteneğinaktörlerde, sporcularda, alet kullanan sanatçılarda, dansçılarda gelişmiş olduğu kabul edilir. DÜŞÜNME BİÇİMLERİÇevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler. Öğrendiklerine dokunmayı ve onları kullanmayı tercih ederler. Fiziksel beceri isteyen alanlarda (dans, spor...) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarırlar. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİBir veya birden çok sporla uğraşır. Uzun süre hareketsiz oturamaz. Nesneleri parçalayıp bütünlemeyi sever.Söylenenden daha çok yapılanı hatırlarlar. Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdırlar ve sorumlu davranırlar . KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLERHareket ederek öğrenir. Sağlıklı hayat konusunda vücutlarına özen gösterirler. Fiziksel işlerde,görevlerde denge, zarafet, maharet ve dakiklik gösterirler. Rol yapma,atletizm, dans, dikiş-nakış gibi alanlarda yetenekleri vardır. Aktifkatılımla daha iyi öğrenirler. Dinleme, konuşma, dans, koşma, dokunma ve hareket etmeyi sever. Öğrenmede rol, drama, tiyatro, spor takımı,kukla oyunu, aerobik, kil çalışmaları, beden dili, vücut geliştirme,el sanatları vb hareket gerektiren yöntemlerle daha iyi öğrenirler, ÖĞRENME ŞEKLİZihinle bedeni birleştirerek, mimiklerle, vücudu geliştirerek, dokunarak, dans ederek, üç boyutlu tasarımlar oluşturarak öğrenme. Gezi- inceleme- model/ maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alırlar. MESLEKİ EĞİLİMLERİSpor, Dans, Heykeltıraş, Teknik Direktör,Koreografi, Oyunculuk, Cerrahlık, Pandomimcilik, Atlet, Aktör,Balerin, Balet, Mim Sanatçısı, Sihirbaz vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler. 5-MÜZİKSEL - RİTMİK ZEKÂ Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Bir kişinin bir besteci, bir müzisyen ya da bir şarkıcı gibi müzik formlarını algılaması, ayırt etmesi ve ifade etme kapasitesidir. Başka bir deyişle ritim ve ses örüntülerini tanıma ve kullanma, çevredeki seslere, çalgı aleti seslerine duyarlı olma yeteneği ile ilgili olduğu kabul edilir. DÜŞÜNME BİÇİMLERİİnsan sesi çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur. Müziği hayatında kullanmak için fırsatlar oluşturur. Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir. Doğada duydukları seslerden yeni formda müzik oluşturabilirler. KİSEL ÖZELLİKLERİRitmik ve tonsal kavramları tanıma ve kullanma kapasitelerini içerir. Notasını görmediği müziği tanır. Melodileri tanır. Enstrüman çalar, koroda söyler. Çalışırken tempo, ritim tutar.Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir.Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir. KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLERŞarkılar kolaylıkla öğrenir.Şarkı söyleme, mırıldanma ve dinlemeyi sever, Öğrenmede müzik, teyp-kaydedici, kasetler ve ritimlere ihtiyaç duyar. Bando, orkestra, müzik kolu, koro, gitar kulübü, aerobik, şarkılar, müzikal geziler, misafir şarkıcılar vb etkinlikleri zevkle yapar ve bu etkinliklere daha iyi öğrenirler. ÖĞRENME ŞEKLİMelodi ve ritim yaratarak, empati (duygudaşlık) kurarak, seslere duyarlı olarak, enstrüman kullanarak, müziğin yapısını kavrayarak öğrenme. MESLEKİ EĞİLİMLERİŞarkıcı, Besteci, Müzisyen, Orkestra Şefi, Müzik Eleştirmeni, Kompozitör, Korist, Müzik Öğretmeni, Besteci, Bando Elemanı, Disk Jokey, Tiyatrocu, Söz Yazarı, Müzik Aleti Yapımcısı,Müzik Marketi Sahibi, Udi, Gitarist vs. gibi mesleki alanlarda başarıyla çalışabilirler. | 6-KİŞİLER ARASI - SOSYAL ZEKÂ Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma,insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir. Bir insanın bir öğretmen, bir tedavi uzmanı ya da pazarlamacı gibi çevresinde insanların duygularını, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılama kapasitesidir.Bu zekâ bireyde, bir grup içinde işbirliği içinde, kubaşık çalışabilme; sözlü ya da sözsüz etkili iletişim kurabilme; diğer insanların farklılıklarını ayırt etme yeteneklerinin gelişmesini sağlar. Rehberlik uzmanlarında, öğretmenlerde, terapistlerde (tedavi uzmanı) bu yeteneğin oldukça gelişmiş olduğu düşünülür. DÜŞÜNME BİÇİMLERİDiğer insanların duygularına karşı duyarlıdırlar.Diğer insanları konuşmaları ile etkilerler. Farklı kültürler, farklı hayat tarzları konusunda çok meraklıdırlar. Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilirler. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİArkadaşları ile birlikte olmaktan hoşlanır. İkna becerisine sahiptir. kulüp dernek ve komitelerde zevkle çalışır. Çok arkadaşı vardır. Dinlemeyi ve konuşmayı sever. Güçlü bir espri yeteneğine sahiptirler. Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilirler. Hoşgörülüdürler. Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanırlar. Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilirler. Liderlik vasıflarını taşırlar. KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLERYönetme ve organize etmeden zevk alır. Yaşıtlar ile ya da farklı yaş grupları ile olmaktan zevk alırlar. Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak; gruplar halinde çalışmaktan zevk alırlar. Öğrenmede arkadaşlar, grup oyunları ve sunuş yapmaya ihtiyaç duyar.Öğrenci konseyi, kol çalışmaları, takım oyunları, izci kampları, grup projeleri, kukla gösterisi, tartışma grubu, mektup arkadaşı, gezi yarışmaya katılma, tiyatro, ders çalıştırma, beyin fırtınası, kulüp kurma vb. etkinliklerle daha iyi öğrenebilirler. ÖĞRENME ŞEKLİSinerji oluşturarak, sempati kurarak, kubaşarak (işbirliği), kaynaşarak, iletişim kurarak öğrenme. MESLEKİ EĞİLİMLERİÖğretmenlik, Yönetim, İşletme, Danışmanlık,Psikologluk, İş adamı, Dini lider, Öğretmen, Organizatör, Politikacı,Satıcı, Danışman, Antropolog, Sosyolog, Doktor, Parti Lideri, Talk Showcu, Pazarlamacı, Hemşire, Sosyal Çalışmacı, Rehberlik Uzmanı ve Politika gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler. | 7-KİŞİSEL-İÇSEL ZEKÂ İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir. Bir kişinin kendisini tanıması ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve anlayış ile çevresinde uyumlu davranışlar sergileme yeteneğidir. Diğer bir anlatımla; İnsanın kendi duygu ve yeteneklerinin farkında olma yeteneği ile ilgilidir. Bu zekâ bireyin kendi iç dünyasını tanımasını sağlar. Birey bu zekâ sayesinde duygularını ve duygusal tepki çeşitliliğini, kendini nasıl ifade ettiğini, nasıl yansıttığını,inanç dünyasını dışarıdan bir gözlemci gibi alır ve tanır. Bu zekânın filozoflarda, psikiyatristlerde, ruhani liderlerde gelişmiş olduğu kabul edilir. Bireyin kendini duyma ve anlamasıyla ilgili bilişselyeteneğini ifade ediyor... Kim olduğumuzu, hangi duygularımızı neden hissettiğimizi düşünmemiz kişisel zekâmızla ilgili bir durum. Bu zekâsı yüksek bireyler kendini tanıma, güvenme, disiplinli olma,hedeflerini belirleme ve kişisel problemlerini çözme becerisini gösteriyor. DÜŞÜNME BİÇİMLERİYaşadıkları her olay veya deneyim üzerinde çok fazla düşünürler. Kendi içlerinde bir değer ve anlayış sistemi oluştururlar. Her şeyde kendilerinden bir şey ararlar. Hayatfelsefelerini oluşturmaya yönelik bir arayış içindedirler. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİÖzgürlüğüne düşkündür. Bireysel çalışmalardan zevk alır. Kendisi hakkında düşünmeyi sever. Kendi ilgi ve becerilerinin farkındadır. Kendini sever ve kendisiyle gurur duyar.Yalnız kalmaktan hoşlanırlar, Her yaşadıkları üzerinde çok fazla düşünürler, Kendi içlerinde bir değer ve anlayış sistemi oluştururlar,Duygu ve düşüncelerinin farkındadır, Kendilerini farklı tarzlarda ifade edebilirler, Hayat felsefelerini oluşturmaya yönelik arayış içindedirler, Kendi kendilerine güdülenebilirler, KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLERYalnız kalmaktan hoşlanır. Kendi iç dünyasını düşünür. Hedefler oluşturma ve hayallerden zevk alır.Hayatlarında isteklendirme kaynakları, hedefleridir. Öğrenirken kişisel çalışmalar, kendini değerlendirme ve kişisel farkındalığa ihtiyaç duyar. İlgi grupları, Bilgisayar, Bulmacalar, Filmler, Okuma köşeleri, Kişisel öğretim, El sanatları vb yöntem ve tekniklerle daha iyi öğrenebilirler. ÖĞRENME ŞEKLİYoğunlaşarak, duygu ve düşüncelerinin farkına vararak,ruhsal gerçekliklerin farkına vararak, düşünmeyi düşünerek, benliğini geliştirerek, özgün bireysel etkinlikler yaparak öğrenme. GELİŞTİRMEK İÇİN NE YAPMALISINIZ?Çocuğunuza, kendisi için hedefleri nasıl koyacağını öğreterek, kişisel zekâsını geliştirin. Yapmak veya daha iyi olmak istediği konuların bir listesini yapın. Gelecekte sahip olmak istedikleri şeylerin, resimlerini kesmede yardım edin. MESLEKİ EĞİLİMLERİYazar, Psikoterapist, Sosyal Hizmet Uzmanı, Dini Lider, Sanatçı, İş Adamı, Ressam, Heykeltıraş vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler. | 8-DOĞACI - VAROLUŞÇU ZEKÂ Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir. Doğacı Zekâ ile bir kişinin biyolog yaklaşımıyla hayvanlar ve bitkiler gibi yaşayan canlıları tanıma,onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve diğerlerinden ayırt etme kabiliyeti veya bir jeolog yaklaşımıyla dünya doğasının bulutlar, kayalar veya depremler gibi çeşitlikarakteristiklerine karşı aşırı ilgili ve duyarlı olması kastedilmektedir.Başka bir anlatımla; Bu zekâ bireyin içinde yer aldığı doğayı, doğanın zenginliğini anlamasını, doğadaki farklı türlerin özelliklerini kavramasını, doğayı sevmesini, doğaya karşı saygı-sorumluluk duygusu geliştirmesini sağlar. Bu tür zekâ, bitkileri, mineralleri,hayvanları, dünyayı, dağları, denizleri, mevsimleri tanıma ve sınıflandırma yeteneği olarak belirtiliyor. Bu zekâ türünde gelişmiş olanlar, izcilik-dağcılık yapmaktan, jeolojiden, astronomiden, doğa tarihi müzeleri ile ulusal parkları ve hayvanat bahçelerini gezmekten,balık tutmaktan hoşlanıyor.DÜŞÜNME BİÇİMLERİİnsanın var oluşunun nedenlerini ve kendi var oluşunu düşünür. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİFarklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidirler, çiçek türleri hayvan türleri onlar için çok çekicidir.Kendilerine özgü etkinlikler düzenlerler. Doğadaki bitki türlerinekarşı duyarlıdırlar. Doğadaki hemen her canlının hayatına ilgi duyarlar, Farklı canlı türlerine ve isimlerine karşı çok dikkatlidirler, Zooloji, botanik, tıp, fotoğrafçılık gibi alanlara ilgi duyarlar, Doğa ve insanın birbirine etkisiyle ilgilenirler,Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi sever, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanırlar, KULLANILABİLECEK YÖNTEM VE TEKNİKLERAraştırmalar yapmayı sever.Doğadaki canlıları incelemekten hoşlanır. Doğadaki hemen her canlının hayatına ilgi duyarlar. Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenirler. Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanırlar.Doğa gezisi, Müze gezisi, Piknik yapma, Koleksiyon yapma, İzcilik,Dağcılık, Kamp yapma, Su altı, İnceleme, Akvaryum bakımı,Fotoğrafçılık vb. yöntem ve tekniklerle daha iyi öğrenirler. ÖĞRENME ŞEKLİDoğayı ve doğada olup bitenleri gözlemleyebilme yeteneği kazanarak, kendisinin de bu dünyanın bir parçası olduğunun farkına vararak öğrenme.Doğa zekâsını geliştirmek için çocuklarınızı yaprak toplamaları,çevrenizdeki çiçek ve ağaç türlerini tanımaları için heveslendirin.Onlarla belgesel programları seyredin. MESLEKİ EĞİLİMLERİZooloji, Organik Kimya, Biyoloji, Jeoloji,Meteoroloji, Arkeoloji, Çiçekçilik, Tıp, Fotoğrafçılık, Dağcılık,İzcilik Ziraat Mühendisi, Bahçıvan, Ziraat teknisyeni, Biyolog, Evcil hayvan satıcısı, Veteriner, Çevre bilimci, Peyzaj mimarı, Bitki bilimci, Astronom, Hayvan terbiyecisi vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler. | NEDEN ÇOKLU ZEKÂ? Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak belki de tek ortak özellikleri, benzersiz olmalarıdır. Biz biliyoruz ki; Kişinin Zekâsı Parmak İzi Kadar Eşsiz Ve Kendine Özgüdür. Her öğrencinin kolaylıkla öğrenebildiği bir yol vardır ve yine her öğrencinin, ne kadar öğrenmegüçlüğü çekse de, mutlaka yetenekli olduğu bir beceri alanı vardır.Önemli olan; biz eğitimciler ve aileler olarak, çocukların ilgi ve yeteneklerini dikkatle gözlemleyerek, onların kendilerini güçlühissettikleri alanları keşfedebilmek ve keşfettiğimiz bu zekâ alanlarında onlara yardımcı olabilmek, gelişebilecekleri en üst seviyeye ulaşabilmeleri için onlara imkân sağlayabilmektir.Hayatın ilk yılları insanın kendini tanıma ve dünyayı keşfetme yıllarıdır. Bu nedenle öğrencilerin keşfedebilecekleri, zengin öğrenme ortamlarının sunulması son derece önemlidir. Her çocuk kendisine sunulan imkânlarla, kendi içinde özel bir gelişim sürecine sahiptir.Zengin bir öğrenme ortamında bulunan bireyler, kendini tanıma ve kendine güven gibi pek çok önemli yetinin gelişimi için fırsatbulurlar, çoklu zekâ teorisi’nin uygulanması ile okul, duvarlar ötesi dünyalara taşınır. Her bir çocuk kendi entelektüel kumaşını dokur.Dokunan kumaşın niteliği, aktif olarak ilgi gösterilen uyarıların çeşit ve zenginliğine bağlıdır. Çocuğun yaşadığı çevre, aile ve okul ortamı, birlikte oldukları kişilerle ilişkileri ve yaşadığı her şey,bu dokumanın (kişiliğin) bir şaheser haline gelmesinde en önemli etkendir.Sizce farklı zekâ alanı ve farklı zekâ kapasitesine sahip, insanlaraaynı yöntemlerle hitap etmek, akıllıca bir iş mi? Çeşitli zekâ alanlarına ve kapasitelerine sahip, bu açıdan birbirinden farklı öğrencilere, hep geleneksel anlatım yöntemi ile hitap etmek büyük biryanılgıdır. Diğer bir deyimle çeşitli zekâ alanlarında eşit olmayan çocukların, hepsine benzer yöntemlerle dersleri kavratmaya çalışmaktan daha büyük bir haksızlık olamaz.Bir öğretmen olarak öğretme eylemi, çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz ve biricik olmalarıdır.Sınıfımızdaki bu çocuklar kimdir? Nereden gelmişlerdir? İlgi ve yetenekleri nelerdir? Yaşadıkları evin özellikleri okul yaşamlarını olumsuz olarak etkiliyor mu? Çocuklar farklı boy, şekil, renk,cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar. Hepsinin farklı tercihleri, ilgi alanları, öğrenme türleri, yetenek düzeyleri,gelişim evreleri, özgeçmişleri, güçlü ve zayıf yanları vardır. Bazen farklı bir kültür ve dilden de olabilirler. Fakat hepsi de doğal bir öğrenme kapasitesine sahiptirler. Her birinin özel bir yeteneği ve güçlü olduğu bir yanı vardır. Hepsinin sınıf içinde kendini güvende hissetmeye ve başarıyı tatmaya ihtiyaçları vardır. Yine hepsinin kendini değerli hissetmeye, sevilmeye ve kabul edilmeye ihtiyaçları vardır. Her çocuğun benzersiz olduğu ve hepsinin okula değişik öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiği bu nedenle de hepsinin öğrenebileceği yaklaşımı ile yola çıkarsak, bir öğretmenin bütün öğrencilerini tanımadan, onların ihtiyaçları ile örtüşecek bir öğretimçalışması yapamayacağı açıktır.Her bireyin kendine has fizyolojik, psikolojik özellikleri o bireyinfarklı bir kişilik olduğu gerçeğini doğurur. Karmaşık yapıdaki insan bu karmaşıklığını ifade etmede kendisinin özelliklerini sıralama ya da ne istediğini, nasıl öğrenmek istediğini ifade etmede zaman, zaman zorlanır. Bu nedenle her birey keşfedilmeyi bekler ve rehberliğe ihtiyaç duyar. | ÇOKLU ZEKÂ ALANLARI NASIL BELİRLENİR? § Çoklu Zekâ Alanları Envanteri Kullanılarak, (Eğitimci ve öğrencinin kendisi doldurur, değerlendirilir). § Öğretmen gözlemleri (öğrenci davranışları not edilerek), § Belge toplamak (Örn: Çizilen resimler, üç boyutlu yapılar), § Okul kayıtları incelenerek (Örn: Matematik, Türkçe, Müzik notları), § Diğer öğretmenlerle iletişime geçilerek, § Velilerle görüşülerek,§ Öğrencilere sorularak, § Öğretmenin Çoklu Zekâ Alanları Envanterini öğrencilere uygulaması. | | | ÇOKLU ZEKÂ TEORİSİNİN SINIFLARDA UYGULANMASI Değişik ders metotları ve onlara uygun değişik malzemeler kullanarak, ders anlatımında daima bir aktiviteden diğer aktiviteye geçerek yani aynı şeyi farklı zekâlar kapsamında göstermek. Takım çalışması yaparak, diğer meslektaşlarının becerilerini ve tecrübelerini kendi sınıfında kullanmak. Ders anlatımında kendi öğrencilerinden yardım almak. Okulda mevcut olan teknoloji sonuna kadar kullanmakla işe başlayabilir,Çoklu zekâ kuramına göre öğretmen, öğretim ortamını düzenlenirken, işe öğrencilerinin hangi zekâ türünü kullanarak daha iyi öğrendiğinisaptamakla başlanmalı (*ÇZANB). Daha sonra öğretmen, öğrencilerin kullandıkları zekâ türüne göre beyin jimnastiği çalışmaları yaptırmalı, öğrencilerin zekâlarını harekete geçirilmelidir. Bu“zekânın hareke geçirilmesi” aşamasıdır. Sonraki aşama ise “zekânın güçlendirilmesidir.” Bu aşamada öğretmen, öğrencilerin zekâlarını kullanmalarını sağlayacak etkinliklerle öğrencilerde harekete geçen zekâları genleştirmeye, derinleştirmeye çalışır. Artık öğrenciler “Çoklu Zekâ ile öğretim”e hazır hale gelmişlerdir. Son aşama ise “zekânın transferi” aşamasıdır. Bu aşamada geliştirilmiş olan zekâların gerçek dünyadaki problemlerin çözümüne uyarlanmış olması gerekir. Yani “Çoklu Zekâ Kuramı”na göre düzenlenmiş öğretimle geliştirilmiş-derinleştirilmiş olan çocuk; artık günlük yaşamdaki sorunlarına, geliştirdiği zekâ tipi ile çözüm bulabilmelidir. Böylece geliştirilen zekâ bireyin yaşantısının giderek bir parçası haline gelecektir. ÇOKLU ZEKÂ ALANLARI NASIL GELİŞİR? Çoklu zekâ teorisinin savunduğu en önemli etkenlerden birisi, bütün insanların göreceli olarak bütün zekâ alanlarını yeterli bir uzmanlık düzeyinde geliştirebilme yeteneğine sahip olduğudur. Biyolojik Nitelik, Bu kategori, bir bireyin genetiksel ve kalıtımsal olarak taşıdığı izler ile bu bireyin beyninde doğumdan önce, doğum sırasında veya doğumdan sonra meydana gelen tahripleri kapsar. Örneğin, eğer bir anne gebelik esnasında içki, sigara veya çeşitli uyuşturucu maddeleri kullanmakta ise, bu durum muhtemelen daha cenin halindeki çocuğunun hassas bir şekilde gelişen sinir sistemini de tahrip etmiş ve onun ileride tamir edilemez bir şekilde beynini zedelemiş olacaktır. Dolayısıyla, bazı çocuklar daha doğuştan itibaren kendi zekâ alanlarını geliştirmede çeşitli engellerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Kişisel hayat hikâyesi, Bu kategori, bir bireyin çeşitli zekâ alanlarının gelişimini hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyen anne-babası, arkadaşları, öğretmenleri ve diğer insanlarla olan bütün ilişkilerinin, etkileşimlerinin ve tecrübelerinin doğasını kapsar.Örneğin, Bir bireyin anne-babası bir bağlama, bir flüt veya benzeri müzik aletini alamayacak kadar fakir ise, bu bireyin müziksel-ritmik zekâsının gelişmesi de geri kalabilir. Eğer bir bireyin anne-babası çocuğunun ressam olma arzusuna karşı çıkıp onun bir hukukçu olmasını istemişlerse, gelişimini engelleme pahasına onun sözel-dil zekâ alanının gelişimine zemin hazırlamışlardır. Eğer bir birey geniş bir aile ortamında doğmuş, büyürken ailesine yardım etmek için çalışmak zorunda kalmış ve kendisi de bir yetişkin olarak hâlihazırda geniş bir aile yapısına sahip ise,muhtemelen bu birey özel hayatında belli kişisel amaçlarını,ideallerini veya hayallerini gerçekleştirmek (yani, içsel zekâ alanını geliştirmek) için de fazla zaman bulamamıştır. Eğer bir birey kırsal kesimde büyük bir çiftlikte doğup büyüdüyse, muhtemelen bu birey büyük bir şehrin merkezinde doğup büyüyen başka bir bireye kıyasla doğacı zekâ alanını geliştirmek için daha çok fırsata sahip olmuştur. Tarihsel ve kültürel özgeçmiş, Bu kategori, bir bireyin doğduğu ve büyüdüğü yer ve zamanla birlikte bu bireyin doğumdan sonra içinde yaşadığı toplumun çeşitli boyutlarındaki ve kültürel gelişim ve değişimlerin doğasını kapsar. Örneğin, Bir birey öğretim programı dışındaki sosyal etkinliklerin maddi ve manevi olarak desteklendiği bir dönemde öğrenci olarak tiyatroya karşı doğal bir ilgi duyduysa,muhtemelen bu bireyin sosyal ve bedensel zekâ alanlarının gelişimi de aynı fırsatı bulamayan başka bir bireye kıyasla daha iyi bir düzeyde olmuştur. Kristalleştirici veya felce uğratıcı deneyimler, Bir bireyin çoklu zekâ alanlarının gelişiminde “kristalleştirici deneyimler” ve “felce uğratıcı deneyimler” olmak üzere iki anahtar süreçten söz etmek mümkündür. Kristalleştirici deneyimler, bir bireyin yeteneklerinin ve potansiyellerinin gelişiminde “dönüm noktaları” sayılabilecek tecrübeleri içerirler. Bu olaylar, birey hayatının herhangi bir döneminde olabileceği gibi daha ziyade bireyin çocukluk döneminde vuku bulurlar.Kendi zekâ alanlarında dahi olarak bilinen ve kabul edilen dünyadaki birçok kimselerin hayat hikâyeleri incelendiğinde birtakım basit deneyimlerin bile onların çalışmalarını veya performanslarını ne kadar çok esinlendiği görülecektir. Örneğin, Albert Einstein için budeneyim, beş yaşında iken babasının ona hediye ettiği basit bir manyetik pusula sonucundadır. Einstein’a göre, bu yaşantısı onda içinde yaşadığımız evrenin gizemlerine karşı büyük miktarda merak ve keşif isteği uyandırmıştı. Gerçekte, bu deneyim Einstein’ın uyuyan dehasını harekete geçirdi ve onu yirminci yüzyıl düşünce dünyasının önemli bir figürü haline getirecek buluşlar yolculuğuna başlattı. Öte yandan, felce uğratıcı deneyimler, kristalleştirici deneyimlerin aksine bir bireyde var olan zekâ potansiyellerini söndüren, körelten veya yok eden tecrübeleri içerirler. Felce uğratıcıdeneyimler, genellikle bir bireyin belli bir zekâ alanının sağlıklı gelişmesini engelleyen utanma, aşağılanma, suçluluk duygusu, korku ve kızgınlık gibi olumsuz duygularla doludur. Örneğin, son sanatsal kreasyonunu (eser) bir şeyi başarmış olmanın verdiği büyük bir heyecan ve coşku ile öğretmenine göstermeye çalışan bir öğrenciyi eğer öğretmen onu sınıf arkadaşları önünde aşağılar ve küçük düşürürse, muhtemelen bu öğretmen o öğrencinin görsel-uzaysal zekâ alanının gelişiminin sona ermesine de damgasını vurmuş olur. Aynı şekilde, bir müzik aletini daha çok küçük yaşlarda öğrenmeye çabalamakta iken anne-babasından birinin sürekli olarak “gürültü yapmayı kes!” tepkisiyle karşılaşan bir çocuğun asla bir daha herhangi bir müzik aletinin yanına dahi yaklaşmayacağını tasavvur etmek de çok zor olmasa gerek. Bütün bu faktörlerin etkileşimini Mozart’ın hayat hikâyesinde görebilmek mümkündür. Hiç şüphesiz ki, Mozart hayata güçlü bir biyolojik yetenekle geldi. Aynı zamanda, Mozart müziksel zekâ alanı güçlü olan bireylerin oluşturduğu bir aile ortamında doğdu ve büyüdü.Nitekim Mozart’ın babası oğlunun müziksel zekâ alanındaki gelişimini desteklemek için kendi kariyerini hiçe sayarak sona erdiren başarılı bir besteciydi. Ayrıca, Mozart zamanın Avrupa’sında müzik dahil bütünsanatsal faaliyetlerin, performansların veya eserlerin maddi ve manevi olarak her yönden desteklendiği bir dönemde yaşadı. Dolayısıyla, Mozart’ın bir yetişkin olarak müziksel dehalığı hem biyolojik, hem ailevi, hem de toplumsal etkenlerin bir bileşkesi ile doruğa ulaştı. Ancak, eğer Mozart tamamıyla “müziksel özürlü” olan veya müziğin bir şeytan işi olarak algılandığı bir aile ortamında doğup büyüseydi, acaba sonuç ne olacaktı? Muhtemelen, Mozart’ın biyolojik yeteneğine karşı çıkan güçler yüzünden onun müziksel dâhiliği bu derece yüksek bir düzeye asla erişemeyecekti. Bu bağlamda, çoklu zekâ teorisi, bir bireyin çeşitli zekâ alanlarının gelişiminde en az “kalıtım” kadar (hatta bazen kalıtımdan da daha çok) bireyin içinde yaşadığı çevreyle ilgili ve kültürel “çevre”nin önemli bir rol oynadığını savunmaktadır. Bir insan düşünün, hayalindeki at mavi, güneş yeşil, gökyüzü kırmızı olsun. Bu durumda yapılacak ilk iş yanlış yargıları düzeltmektir.Kuşkusuz. Doğayı böyle görmeye ya da görmek istemeye hakkımız yokmuş gibi... Bir insan düşünün, grupla birlikte çalışmaktan hoşlanmıyor,bir sınava hazırlanırken grubu değil kendi kendine çalışmayı yeğliyor.Peki, şimdi grupla daha iyi öğrenilir yargısını taşıyan bir diğer insanın bu duruma tepkisini düşünün! Çocukların İhtiyaçları: Çocukların; Kendilerini tanımaya,Yeteneklerinin farkına varmaya, Öğrenmeye, Başarılı olmaya, Hayatta karşılaştıkları zorluklarıyla baş edebilmeye, İyi ilişkiler içinde olmaya, Oldukları gibi kabul edilmeye, sevilmeye, sayılmaya ve korunmaya, Özgüven kazanmaya, Düzenli bir yaşantıya, Gülmeye,eğlenmeye ve hoş vakit geçirmeye ve Mutlu olmaya ihtiyaçları vardır.Çocukların ihtiyaçlarını karşılarken göz önünde bulundurulması gereken gerçekler nelerdir? Çocukların hepsi birbirlerinden farklıdır, Her birinin farklı yetenekleri, farklı ilgi alanları ve farklı öğrenme düzeyleri vardır. Her biri farklı yollarla öğrenir ve bunun için farklı öğrenme ortamlarına ihtiyaç duyar. Uygun öğrenme ortamı sağlandığında başarısız öğrenciler de mutlaka yetenekleri çerçevesinde başarıya ulaşacaktır. Duygu ile düşünce arasında kuvvetli bir bağ vardır. Duyguların öğrenmedeki rolü çok büyüktür. Duygular dikkat etmemizi sağlar. Dikkat, anlamamızı, öğrenmemizi, hafızada tutmamızı sağlar. Öğrenme duygusal açıdan pozitif ve stressiz ortamlarda gerçekleşir. Öğrencilerin yeteneklerini, ilgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olmalıyız. Peki, bunu nasıl yapacağız?Ne yapılması gerekiyor? Eğitime bakış açısı değişmeli. Zekâ hayatın her anında vardır. Çocuklar okul hayatı boyunca yalnızca matematiksel zekâsını gösterebileceği değil hemen her tür zekâsını kullanabileceği pek çok etkinlikle karşılaşırlar. Örneğin sadece matematik sorusunu çözerken değil, arkadaş edinirken ya da resim yaparken de zekâlarını kullanırlar.Matematik dersinde kişisel etkinlik nasıl kullanılabilir? Öğrenciler alan ölçüleri öğretilirken birbirlerinin veya kendi ellerinin ayaklarının kaç santimetre olduğunu ölçebilir. Denklem konusunda "x"in bir bilinmeyen olduğunu, kendi hayatlarının bilinmeyen yönleriyle benzeştirerek öğrenebilirler.Sosyal bilimler dersinde matematiksel etkinlik nasıl kullanılır? Örneğin tropikal bölgelerde yağmur ormanları ile ilgili bilgiler verirken; "Dünyadaki tüm çiçeklerin 3’te 2’si tropik yağmur ormanlarında bulunur" veya "Kolombiya yağmur ormanlarında bin 400 farklı kuş vardır" örnekleri verilebilir.Fen dersinde müzik kullanılabilir mi? Öğrenciler, doğadaki canlıların çıkardığı sesler üzerine bir çalışma yapabilir. Hayatta hiçbir aktivite yoktur ki tek bir zekâ bölümü içersin. Yaptığımız çok basit işlerde bile farklı zekâ bölümlerini kullanırız. Bir futbolcu hem Görsel - Mekânsal hem de Kinestetik – Bedensel Zekâsını etkili bir biçimde kullanabilir. Bu zekâlara ek olarak Sosyal Zekâyı da güçlü olarak kullandığında başarılı bir teknik direktör olabilir. Bu duruma en iyi örnek olarak da Fatih Terim gösterilebilir. Başarılı bir saz üstadının iyi bir vücut – el birleşimine ihtiyacı vardır. Doğal olarak, Kinestetik ve müziksel Zekâyı aynı anda kullanabilir. Eğer bu sanatçı dinleyicilerle arasında güçlü sözel bir bağ kurabiliyorsa,müzik yorumcusu olarak verdiği konserlerde de adını duyurabilir. Neşet ERTAŞ, Müziksel ve Bedensel Zekâyı etkin bir biçimde kullanan bir müzisyendir. Daha çok kalabalık, abartılı ortamlarda bulunmak yerine genellikle daha mütevazı bir hayat sürdürmeyi tercih etmektedir. Bu durum, onun sosyal zekâdan çok kişisel zekâyı daha etkin olarak kullandığını gösterir. Bir başka örnekte, eğer sözel zekâsı güçlü bir insan bedensel ve sosyal zekâsını da etkili bir biçimde kullandığında başarılı bir stand-upçı olabilir. Bu duruma örnek olarak Yılmaz Erdoğan verilebilir. Diğer yandan sözel zekâsını ve kişisel zekâsını etkili bir şekilde kullanan bir başka insan da başarılı bir yazar olabilir. “Hayat matematiksel ve sözel etkinliklerle sınırlandırılmayacak kadar renkli ve zengindir. Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır. O da insanların kesinlikle bir zekâ bölümü ile etiketlenmemesi gerçeğidir. Çünkü Çoklu Zekâ Teorisinin en önemli ilkelerinden biri, zekâların sürekli bir gelişim dinamizmine sahip olduklarıdır.” Hiçbir insan “Benim sözel zekâm daha yüksek,diğerleri değil“ gibi ifadelerle kendine sınırlar koymamalıdır. Tüm zekâların hayat boyu gelişme fırsatı vardır. İnsanlar, güçlü olan zekâ bölümlerini daha yoğun kullanırlar, fakat diğer zekâlarının gelişimi için de çaba harcadıklarında hayatlarına renklilikler katabilirler. | ÇOKLU ZEKÂ TEORİSİNİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE KULLANILMASI İnsanlarda baskın olan zekâ bölümlerini ya da farklı bir deyişle her insanın kendine özgü kolay öğrendiği öğrenme yolunu kullanarak o insana öğrenmede zorlandığı pek çok şeyi öğretebiliriz. Daha açık bir ifadeyle, insanların kendilerine en yakın gelen, en çok zevk aldıklarıilgi ve yetenek alanlarını etkili birer araç olarak kullanarak, onlara farklı alanları tanıma ve öğrenme için kapılar açabiliriz. Örneğin, görsel yanı güçlü, resimler, şekiller yoluyla düşünen,çizmekten zevk alan bir öğrenci için, matematik gibi soyut bir dersi öğrenmede zorlandığı durumlarda, matematikteki öğrenme sürecini anlamasını kolaylaştırma amacıyla, o öğrencinin görsel yanı bir araç olarak kullanılabilir. Bu öğrenciye okuduğu problemlerin şekiller ve resimlerini yapma fırsatı sunulduğunda ya da sayılar yerine resimler yerleştirildiğinde ona zor gelen matematik dersine karşı bu öğrencinin tutumları da değişmeye başlar. Olumlu duyguların öğrenme sürecine pozitif katkıları olduğu bilimsel gerçeğini kabul ettiğimizde, eğer öğrenciler zevk aldıkları yollarla çalışırlarsa zorlandıkları alanlarda bile zevkle çalışıp kolaylıkla öğrenebileceklerdir. Örneğin müziksel zekâsı güçlü olan bir öğrencinin müziksel zekâsı, tarih dersindeki bilgileri öğrenmede bir araç olarak kullanılabilir. Öğrencilerin öğrendikleri bilgileri dörtlüklere dönüştürmelerini ve onlardan bir şarkı hazırlamalarını istediğimizde, bu işi zevkle yapacaklar, kendi hazırladıkları şarkıları unutmayacakları için, şarkının sözlerindeki bilgileri de bu yolla öğrenmiş olacaklardır. İnsanların zevkli çalıştıkları bilim alanlarının diğer bilim alanlarında kullanımı ile pek çok alanda çalışmak ve öğrenmek kolaylaşabilir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki eğitim–öğretim programlarında disiplinler arası geçişlerin hızlanması öğretim araçlarının zenginleştirilmesi ile öğrenme ortamları farklı kişisel özellikler gösteren öğrenciler için zevkli ve eğlenceli hale gelirken öğrenme oranı da yükseltilebilir, eğitim öğretimin etkinliği arttırılabilir. Önemli olan eğitimcilerin ve ailelerin çocuklarının ilgi ve yetenek alanlarını dikkatle gözlemleyerek, onların kendilerini güçlü hissettikleri yollarla bu çocuklara güven desteği vererek öğrenme süreçlerine yardımcı olabilmektir.” Çoklu zekâ teorisinin sınıflarda öğrenme ortamlarında kullanılmasıyla beynin hem sağ hem de sol lobu aktif hale getirilir.Bunun sonucu da insan beyninin kullanım yüzdeliği artar. Beynin aktif olarak kullanıldığı ortamlarda öğrenciler, yüksek düşünme becerileri geliştirir, öğrencilerin hayal güçleri zenginleşir ve öğrenme etkinliği artar. Çoklu zekâ teorisinin eğitim ve öğretim ortamlarında kullanılması 21. yüzyılda toplumsal gelişmeler için bir başlangıçtır.Çünkü çoklu zekâ teorisi, kişisel farklılıkların geliştirilmesi için önemli bir araçtır. Her bir zekâ kendine özgü eğitim ve öğretim araçlarına,tekniklerine sahiptir. Eğitim ve öğretim programlarının oluşturulmasında ve zenginleştirilmesinde çoklu zekâların her birininkendine özgü teknikleri kullanılabilir. Çoklu Zekâ Teorisi, kişisel gelişim alanında ortaya atılmış en önemli teoridir. Teorinin özü hayat boyu gelişimi ve öğrenmeyi içerir. 8 farklı öğrenme yolunu sınıflarımızda etkin olarak kullandığımızda hayatın daha ilk yıllarında öğrencilerimize tüm zekâlarını geliştirebilecekleri verimli öğrenme ortamları oluştururken, sınıflarımızdaki öğrenme oranını da maksimuma çıkarma yolunda önemli bir adım atmış oluruz. Farklı öğrenme yollarının sunulduğu, zevkli ve heyecanlı öğrenme deneyimlerinin oluştuğu ortamlar, öğrenciler için kuşkusuz eğitim ve öğretim için en verimli gelişim ortamlarıdır. Değişik öğrenme yollarının, düşünmeye dayalı etkinliklerin yer aldığı derslerde, öğrencilere beyinlerini aktif olarak kullanma fırsatı verilir. Ezbere dayalı, kuru bilgiler yerine öğrenciler öğrenme sürecinin içine alınırlar ve öğrenmede aktiftirler. Aktif öğrenme ortamlarında yaşayarak öğrenme sonucu, öğrendikleri bilgileri gerçek hayatta etkili bir biçimde nerelerde nasıl kullanacaklarını öğrenirler. Çoklu Zekâ Teorisinin eğitim ve öğretimde uygulanmasıyla gelecek adına pek çok hedeflere de kendiliğinden ulaşılacaktır. Prof. GARDNER’ ın çoklu zekâ teorisini ortaya atması ile en büyük hedefi “öğrenen toplumların” oluşturulmasıdır. Çünkü teoriye göre, hayat boyu gelişimve öğrenme heyecanı taşıyan çocuklar küçük yaştan itibaren eğitim ve öğrenmeye karşı olumlu duygularla yetişirken, beyinlerini maksimum şekilde aktif olarak kullanabilirler, öğrendikleri bilgileri sorgularlar, eleştirirler, ön yargıları, kalıpları bir kenara bırakarak düşünürler ve düşündükleri ile gerçek hayat arasında köprüler oluştururlar. Çoklu Zekâ Teorisinin uygulandığı sınıflarda okul, duvarların dışına gerçek hayata taşınır. Öğrencilere bir yandan öğrenme potansiyellerini yükseltme fırsatı sunulurken, bir yandan da kendini tanıma, kendine güven, etkili iletişim kurma gibi kişisel ve sosyal pek çok alanda da gelişim için destek verilir. Çoklu Zekâ Teorisinin eğitim ve öğretimde kullanımı ile kişilerarası bireysel farklılıklara değer verilir ve bu farklılıkların gelişimi için ortamlar oluşturulur. “Eğitim ve öğretimin amacı,tekdüze beyinler yerine farklılıkları arttırmaktır.” Çoklu Zekâ Teorisinin eğitim ve öğretimde kullanımı, sınıflarda farklı öğrenme tekniklerinin hazırlanması ile her öğrenciye eşit öğrenme fırsatı verilir. Bunun sonucu da öğrenme güçlükleri yerine öğrenme farklılıkları üzerine konuşulur. Çoklu Zekâ Teorisi dünya eğitim tarihinde tekdüze eğitim yöntemlerinden kurtuluşun çıkış noktasıdır. Çoklu Zekâ kuramının etkili bir şekilde eğitim ortamlarında kullanılması her şeyden önce bu kuramın temellerinin eğitim ortamlarında tanıtılmasına bağlıdır. Bu amaçla; 1-Her bireyin kendine has fizyolojik, psikolojik özellikleri o bireyin farklı bir kişilik olduğu gerçeğini doğurur. Karmaşık yapıdaki insan bu karmaşıklığını ifade etmede kendisinin özelliklerini sıralama ya da ne istediğini, nasıl öğrenmek istediğini ifade etmede zaman,zaman zorlanır. Bu nedenle her birey keşfedilmeyi bekler ve rehberliğe ihtiyaç duyar. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulları öğrencilerinin ilgi, istek, yetenek ve kişilik özelliklerinin belirlenmesi, uygun programlara yönlendirilmesi, belli eğitim kurmalarına yığılmanın önlenmesi ilköğretimde yöneltmenin bilimsel veriler ışığında yapılması zorunluluğunu doğurmuştur. Bu durum uygulamada bilgi birikimi eksikliği, yönlendirmede nitelikli elaman sorunu, donanım eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunlarla ilgili olarak; a- Milli Eğitim Bakanlığı olarak her okulda en az bir Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servislerinin kurulması ve bu servislerde en az bir rehber öğretmenin görevlendirilmesi gerekmektedir. Bu rehberlik servisleri aracılığıyla öğrencilerin sahip oldukları psikolojik vesosyal özelliklerin envanterleri (dökümleri) çıkarılmalı, bu bilgiler hem öğrencinin kendisi, hem ailesi hem de dersine giren tüm öğretmenleriyle paylaşılmalıdır. b- Okul rehberlik servisleri tüm velilere açık olmalı, rehber öğretmenler sadece öğrencilere değil, isteyen her veliye okul ortamında rehberlik hizmetini sunmalıdır. Sunulan bilgiler arasında;Öğrencinin öğrenme stilleri yani çoklu Zekâ kuramına göre sahip oldukları kişisel özellikler ve yetenekler konusunda velilere bilgi verilmelidir. c- Çoklu Zekâ kuramı konusunda öğrencileri bilgilendirme seminerleri düzenlenmeli, her öğrencinin hangi Zekâ alanı ya da alanlarında yeterli olduğu öğrencilerle paylaşılmalıdır. Bunun için öğrencilerin Zekâ alanlarının belirleme anketlerinden yaralanılmalı, sonuçlar sınıf panolarında sergilenmelidir. Her sınıfın baskın ya da çekinik olduğu Zekâ alanlarına bu yolla dikkat çekilmelidir. d- Okul Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Bölümünde tüm öğrenci verileri yapılacak bir “Rehberlik Veri Tabanı” programına girilmeli, bu amaçla bilgilere her zaman ve anında ulaşım kolaylığı sağlanmalıdır. Ayrıca böyle bir veri programı her sınıf için o sınıfta derse giren bütün öğretmenler tarafından doldurulan “Öğrenci Gözlem Formu” verilerinin bilgisayar ortamında pratik olarak işlenmesini ve sonuçlarının alınmasını sağlayacaktır. e- Sınıf gözlem formlarının doldurulmasında, o sınıfta derse giren bütün öğretmenlerin “şube öğretmenleri” olarak her bir öğrenciyi kritik ederek ayrı bir değerlendirme yapmaları ve tek, tek öğretmenlerden gelen notların ortalamasını yeniden değerlendirmeleri gerekmektedir. f- Akademik eğitimin tek çıkar yol olmadığı konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılmalı, akademik Zekâsı düşük ancak diğer Zekâ alanlarındaki yüksekliği ile örnek olmuş kişiler ve anekdotlar öğrencilere tanıtılmalı ve aktarılmalıdır. g- Yöneltme sonuçlarının anlamlı olarak kullanılabilmesi için, LGS’ lerin tüm 8.sınıflarda zorunlu hale getirilmesi ve liselere geçişlerde akademik olarak yapılacak bir sınavın altında kalan öğrenciler için mesleki yönlendirme zorunlu hale getirilmelidir. 2- Her öğrencinin kendine has özellikleriyle farklı öğrenme kapasitesi bulunduğu ve farklı stillerde öğrendiği bir gerçektir.Kendi şahsına özel bir öğrenme durumunun yaratılması, farklı Zekâ türlerini tanımak ve bu Zekâ türlerine uygun eğitim durumlarını yaratmakla mümkündür. Sınavlara yönelik olarak yoğun bir programa tabi tutulanöğrencilerden tek beklenti, yüksek akademik puanlardır. Oysa bu, her öğrencinin bilişsel yanının ön planda olmasını istemek demektir ki,eğitim öğrenciyi böyle bir amaca zorlayamaz. Bugün IQ testlerinin birçok problemi içinde taşıdığı gerçeği, Zekânın çok yönlü tanımını beraberinde getirmiştir. Bu vesile ile öğrenme de kendi çeşitliliğini yaratmak zorundadır. Bu sorunlarla ilgili olarak; a- Çoklu Zekâ Kuramı konusunda öğretmenleri bilgilendirme seminerleri düzenlenmelidir. Bu seminerlerde öncelikli olarak her öğretmenin kendisinin öğrenme stillerini tanıması sağlanmalıdır. Buradan hareketle her öğretmen sınıf öğretmenliğini yaptığı sınıfların Çoklu Zekâ görünümü okul rehber öğretmeni ile çıkarmalı ve sonuçları öğrencileri ile paylaşmalıdır. Sonuçlar diyagramlara dönüştürülerek öğrencilere dağıtılmalıdır. b- Ders planları, öğretmen günlük yol haritasıdır. Bu yol haritasının her bir öğretmen kişiliği kadar kendine özgü olması kaçınılmazdır. Kendi Zekâ özelliklerinin farkında olan öğretmen dersplanlarını yaparken sınıfının Zekâ dökümünden hareketle dersin amaç ve davranışlarına uygun olarak çoklu Zekâ kuramı temelinde ders planlarını yapmalıdır. Bu konuda yararlanılmak üzere öğretmenler odasında kaynak kitapların bulundurulması sağlanmalı, zaman, zaman formal toplantılarla değişik branştaki (alan) öğretmenler seminer vermelidir. c- En az öğrenme stili kadar kişinin en iyi öğrendiği ortamınhazırlanması da öğrenmeyi etkilemektedir. Sese, ışığa, ısıya ve çevredeki insanlara kadar birçok etmen öğrenmeyi etkilemektedir. Tek başına mı, küçük veya büyük grupla mı iyi öğreniyor? Öğretmeni mi yoksa arkadaşı mı tercih ediyor? Yaşıtlarıyla mı yoksa büyüklerle mi iyi öğreniyor? Günün hangi saatine, yoksa gece mi iyi öğreniyor? Hangi dersler günün hangi saatine konmalı? Gibi sorulara cevap aranmalı ve sınıflarların fiziksel ve sosyal şartları buna göre düzenlenmelidir.Böyle bir düzenleme çoklu Zekâ uygulamaları konusunda öğretmen-öğrenci iletişimini artıracaktır. d- Çoklu Zekâ alanlarında uygulanması mümkün etkinlikleröğretmenlerle paylaşılmalı, gerek öğretmenler odasında gerekse sınıflarda farklı Zekâ türlerinin yatkın olduğu etkinlikler panolarda sergilenmelidir. e- Her insan Zekâ alanlarının tümüne sahiptir. Ve her insan bu Zekâ alanlarının her birini var olan kapasitesi oranında geliştirebilir. Bu nedenle sınıf ortamlarında yalnız o sınıfın baskınZekâ alanlarında değil her Zekâ alnıyla ilgili öğrenmelere yer verilmeli, öğrenme ortamları bu amaçla düzenlenmelidir. Bu Zekâ alanlarının değişmesini, gelişmesini sağlar. f- Okul laboratuarlarının baştan aşağı yenilenmesi, sanat, spor ve fen derslerinin mutlaka o dersin özelliklerine göre donatılmış dersliklerde yapılması sağlanmalıdır. g- “Hayal etmek bilgiden daha önemlidir diyen” Einstein,insanoğlunun bugün sahip olduğu tüm başarılarının arkasında hayal olduğu mesajını iletir. Özgür ortamlarda hayal gücünü kullanmasınıöğrenen öğrenci yeni durumlara uyum ve sorun çözme konusunda yetilerini geliştirebilir. İlköğretimde seçmeli dersler arasında yer alan “Drama” dersi hayal gücünün geliştirilmesini yanında farklı Zekâ alanlarının bir arada kullanılmasına olanak sağlayan bir ders olarak da düşünülebilir. Hemen, hemen hiç seçilmeyen ve uygulamada pek karşılaşmadığımız bu dersin okul yönetimleri tarafından seçilmesinin sağlanması, bu konuda istekli öğretmenlerin “eğitici drama” konusunda yetiştirilmesi düşünülmelidir. | Derleyen Halil SARI İlköğretim Müfettişi KAYNAKLAR1. Prof. Dr. Yüksel ÖZDEN Öğrenme ve Öğretme2. Prof. Dr. Ziya SELÇUK Çoklu Zekâ3. Yrd. Doç. Dr. Ahmet SABAN Çoklu Zekâ Teorisi Ve Eğitim4. Çoklu Zekâ Kuramı Uygulaması; http://ilkogretim-online.org.tr/vol3say2/v03s02u2.pdf5. Fen Bilimlerinde Çoklu Zekâ Uygulamaları; http://www.fedu.metu.edu.tr/ufbmek–5/b_kitabi/PDF/OgretmenYetistirme/Islik/ |
|
|