Ecke links Ecke rechts
Header Pic Header Pic
Header Pic  PfeilAnasayfa arrow Öğretmenler İçin Header Pic
Header Pic

TTKB-ÖĞRETMENLER PORTALI
 Program Dosyaları
Haftalık Ders Çizelgeleri
Yıllık Plan Örnekleri 
  Etkinlik Örnekleri
Öğretmenlerin Atamaya Esas Branşları ve Aylık Karşılığı Okutulan Dersler (07.07.2009 tarih ve  80 Sayılı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Kararı -80 Sayılı Kararın Ek Çizelgesi)

KİTAP'lar      CD'ler

   Eğitim - Öğretimle İlgili Sunular (Dosya İndir)
Yıllık Plan ve Zümre Örnekleri- Antalya
2008-2009 Ortaöğretim Kurumları Rehberlik Çerçeve Planı
2008-2009 İlköğretim Kurumları Rehberlik Çerçeve Planı
Bireysel Eğitim Planları (BEP)
Kaynaştırma Eğitimi
Birleştirilmiş Sınıflar
YAPILANDIRMACI YAKLAŞIM
Özel Öğretim Programları (Sunu)
  Sözleşmeli Öğretmenler
  Aday Öğretmenler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                      

Değerli Yönetici ve Öğretmenler;
Bilindiği üzere, hiç şüphesiz ki en kısa yoldan ve ekonomik olarak bilgi edinme yollarından biri, belki de en önemlisi internettir. İnternette bulunan her bilgi geçerli ve güvenilir değildir. Bilimsel bilgiler bulunduğu gibi, bilimdışı unsurlarla beslenen bilgiler de yer almaktadır. Kuşkusuz bilgisayar ve internet kullanımı hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. İnternete herkes tarafından her türlü bilgi yüklenmektedir. Bazı sitelerde denetimden geçen bilimsel bilgiler olduğu gibi, diğer bazı sitelerde de denetimsiz ve keyfiyete dayalı bilgiler yer almaktadır. Öğrencilerimiz bulunduğu aşamada (sınıf düzeyinde) hangi sitelerdeki bilgilerin geçerli ve güvenilir, hangi bilgilerin bilim dişi olduğunu anlayacak durumda olamayabilirler. Öğrencilerimizi internetten bilgi elde etme konusunda  kendi başlarına bırakmamalıyız.Onlar; Verilen alıştırma, performans ödevi, yıllık ödev ve benzeri durumlar gereği farkında olmadan rasgele sitelerden bilimsel olmayan rasgele bilgiler alabilirler. Bilgisayar derslerinde bir taraftan bilgisayar ve internet kullanımını öğretirken, diğer taraftan bilgisayar ve sınıf öğretmenleri yararlı sitelerin tanıtılması konusunda daha titiz davranmalı, geçerli ve güvenilir bilgi elde edebilecekleri sitelere ait adres defterleri tutmalı ve öğrencilerimize yazdırılmalıdır. Ayrıca öğrencilerimiz elde ettikleri ham bilgileri ne şekilde ayıklayıp-süzecekleri ve bulundukları sınıf düzeyine uyarlayacakları konusunda eğitilmeli ve gereken rehberliğe daha çok önem verilmelidir. Selahattin ALTAŞ
EĞİTİM VE BİLİM -BİLİM NEDİR?
Kanıtlanmış ve kanıtlanabilir sistemli (sınıflandırılmış) birikik bilgiler toplamıdır. Bir kıl yumağına benzer, önce birisi bir fiske koymuş, büyüye büyüye ucu açık bir YUMAK haline gelmiş.
ÖZELLİKLERİ:
     1.  Bilimsel bilgiler görelik ve kendini düzelticilik özelliğine sahiptir (Belirli konularda ve belirli zaman diliminde geçerlidir).      2. Güvenilir ama kesin değildir. Bilim yeni yeni bilgiler üretir ve kendisini düzelticidir. İnsan unsurunun bilime karışması objektiflik unsurunu kaybedebilir.      3. Birikiklik ve ucu açıklık: Sürekli yeni bilgilerle bugünkü bilgiler eskiyebilir. Ucu açık bir yumak gibidir. Her bilim adamı bir şeyler ekler, hiçbir zaman ucu kapanmaz.      4. Herkese açıktır. Bilimde kapalılık yoktur.      5. Test edilebilir: Sınanması, denenmesi, yargılanması gerekir.    6. Sınırlılık: İki türlü sınırlılık: a-Bilimsel bilgiler Ankara’daki liselerde sınırlıdır. b-Eğitimin düzeyi düşerse bilimin sınırları daralır.
 

 YARARLI SİTELER

  www.meb.gov.tr
 www.ogretmenlersitesi.com www.egitim.com
 www.ataturk.net www.ttkgov.tr
 www.beyaznokta.org.tr www.baskent.edu.tr
 www.pegema.com.tr www.trakya.edu.tr
 www.egitimhaber.com www.mkutup.gov.tr
 www.egitimbilimdergisi.com www.elma.net.tr
 www.haberegitim.com www.forsnet.com
 www.egitim.aku.edu.tr  www.abchukuk.com
 www.tubitak.gov.tr www.danistay.gov.tr 
 www.odevsitesi.com  www.hukukrehberi.net
 ww.kutuphaneci.org.tr  www.hukukcu.com
 ÖĞRETMEN ŞİİRLERİ  www.adli-sicil.gov.tr
 Öğretmenim - Aşık Mahzuni ŞERİF  www.kik.gov.tr
 Öğretmenim - Ayşe BÜLBÜL  www.adalet.org
 Sevgili Öğretmenime - Bülent SÖNMEZ   www.sayistay.gov.tr
 Canım Öğretmenim - Büşra Dilara KARACA   www.yargitay.gov.tr
 Öğretmenimize - Büşra Dilara KARACA   www.noterlerbirligi.org.tr
 Köy Öğretmenleri - Cahit KÜLEBİ   www.turkhukuksitesi.com
 Öğretmenin Düşü - Can YÜCEL
   www.kriminoloji.com
 Bir Öğretmenden - Fatma AYDEMİR   
 Köy öğretmeni - Göktürk Mehmet UYTUN   
 Zor İş - Gülçin KARACA   
 Yirmi Dördüncü Gün - Günay Tulun   
 Can Öğretmenim - Hacı ÖZTÜRK   
 Öğretmenim - Hilmi EREN   
 Ağıt I - Cemal YAŞAR   
 Öğretmenim - Hüseyin KULAKSIZ   
 Sen Öğretmensin - İhsan UĞRAŞ
   
 Öğretmenim - Kamil BOYRAZ   
 Öğretmene Mektup - Kerim YILMAZER   
 Ben Öğretmenim Çocuklar - Mehmet KOÇ   
 Bir İlkbahar Şiirine Başlangıç - M. Cevdet ANDAY   
 Neden böyle öğretmenim? - Meral DEMİR   
 Türk Öğretmenleri' ne - Mithat Cemal KUNTAY   
 Öğretmenler Günü - Muhittin YEGÜL   
 Beni de götür aydınlığına - Nuri PEKÖZ   
 Öğretmen - Murat ÇOBANOĞLU   
 Vatan Bizim Öğretmenim - Özgür ALKAŞ   
 Öğretmenim - Ragıp SARI   
 Bağımsızlık Öğretmeni - Ceyhun Atuf KANSU   
 Ben anlatayım mı öğretmenim? - Çığlık MAVİYILDIZ   
 Şehit Öğretmen Notları - Durmuş Ali ÖZBEK   
 Öğretmenim - Mahmut ÇAKAR   
 Öğretmenlerim - Mahmut ÖZDEMİR   
 Ben Bir Öğretmenim - Durmuş Ali ÖZBEK   

                          ÖĞRETMEN OLMAK  

 Bir sevdadır öğretmen olmak... Hani yemeden içmeden kesen; hani sevdiğine pervane olan; yani gözü başka bir şey görmeyen bir sevda... Bir kara sevda desek daha doğru olur. Hiç düşündünüz mü neyin sevdasıdır bu? Ne ile açıklanabilir almadan vermek, verdikçe çoğalmak, çoğaldıkça yaşamı kucaklamak? Bir damla suya hasret bir çöl susuzu gibi bilgi bekleyen, aydınlığa susamış, annelerini bekleyen kuş yavruları gibi ağzınıza akan binlerce, on binlerce çocuğa beyninizi, bedeninizi açmak neyin karşılığıdır? Hayır zor değil, bir tek sözcükle anlatabilirsiniz bütün bunları, bir tek sözcük sizi geleceğe çevirir:“Öğretmen”


Damardan verilmiş bir güçtür öğretmen olmak... Aç kalmayı, açıkta kalmayı, iklimlerin değişkenliğini, mevsimlerin zorluğunu unutmaktır size imrenerek bakan çocuk gözlerde... Hani gerçek sanatçılar vardır bilirsiniz. İçleri yanıp, gözleri buğulanmış ve yürekleri kan revanken bile izleyicilerini hiç unutmazlar, unutmak ellerinde değildir çünkü... İşte böyle bir duygudur öğretmen olmak. Sınıfa girdiğiniz anda sorunlar, dertler, acılar, hüzünler yok olur. Çünkü sizi bekleyen, ağzınızdan çıkacak sözcüklere bakan çocuklarınız vardır. Nasıl unutabilirsiniz! Nasıl yok sayabilirsiniz! Nasıl bana ne diyebilirsiniz! Öğretmen olmak bir yürek işidir çünkü beyninizle yüreğinizi birleştiren bir köprüdür.

Mustafa Kemal’in Kocatepe’den bakışıdır öğretmen olmak, dalga dalga sürüklemektir gençleri... Samsun’dan karanlığın üstüne doğmaktır öğretmen olmak... Önüne katıp cehaleti Ege’de sulara gömmektir. Berrak bir Türkçedir öğretmen olmak, diline kültürüne sarılmaktır. Ay yıldız olup göklerde dalgalanmaktır öğretmen olmak. Sözün özü bir sevdadır öğretmen olmak, yüreklerde vatan vatan atmak, damarlarda bayrak bayrak dolaşmaktır.

“Öğretmen bir mum gibidir.” denmiştir hep. Yani aydınlatan ama aydınlattıkça yok olan. Yanılgıdır bu. Evet aydınlatmaktır öğretmen olmak ama aydınlattıkça yok olmak değildir. Aydınlattığınız her beyinde çoğalmak, boğduğunuz her karanlıkta bahar toprağı olmaktır. Bereketli ve doğurgan bir bahar toprağı... Verdiğiniz her bilgi cemre olup düşmüştür zemheri ayazının üstüne ve toprak sıcaktır, su sıcak, hava sıcaktır artık. Dallar meyveye durmuştur gayrı... Nasıl yok olduğunuz söylenebilir? Şimdi varsınızdır asıl. Büyüyen her fidanda, açılan her goncada renginiz, kokunuz vardır çünkü.

Bakın çevrenize, elleri çalışkan, yüreği umuda gebe, ülkesinin geleceğini vicdanı ile hazırlayan, gözlerindeki coşku ile “Bir sevdadır öğretmen olmak.” diyen birini görürseniz saygıyla selâm durun önünde, çünkü Atatürk’ün baş eğmez bir neferidir o...
Fatih Murat SEFERBEYOĞLU
Adasokağı Lisesi Müdürü/ADANA

ATATÜRK'ÜN ANTALYA'YA GELİŞİ
1930 yılı Mart ayının başlarında Atatürk İzmir'deydi. Havalar soğuk gidiyordu. Antalya'nın ılık ikliminde bir hafta dinlenmeyi düşündü. 4 Mart 1930 günü, İzmir'den Aydın treni ile hareket eden Atatürk, 5 Mayıs 1930’da Aydın’a geldi. Aynı gün akşam Denizli’ye hareket eden Mustafa Kemal Isparta, Burdur ve ardından 6 Mart 1930 günü öğleden sonra,16.00’da Antalya'ya geldi.

Atatürk’ün geleceği haberi kentte büyük sevinç yaratmıştı. Sokaklar aydınlatılmış temizlenmiş birçok yere zafer tankları kurulmuştu. Kepez'den şehre kadar halk, yolun iki yanını doldurmuştu. Mustafa Kemal Atatürk’ü taşıyan otomobil durduğunda “Hoş geldin. Sefalar getirdin. Yaşa, var ol Gazi” sesleri kapladı. Ata’larına çok şey borçlu olan halk onu yakından görmenin sevincini heyecanını yaşıyordu. Yeni Kapı’da Valiliğe ait iki katlı köşk Ata’nın ikametine ayrılmış ve halk köşkü elbirliği ile baştanbaşa sade ama temiz eşyalarla donatılmıştı.

Karşılama töreni bittiğinde köşke geçildi. Köşkün önünde biriken halkın bitmeyen sevgi gösterileri nedeniyle, Atatürk balkona çıkarak halkı bir kez daha selamladı.
Akşam onuruna verilen akşam yemeği sırasında Türk Ocağının düzenlediği gösterileri izledi.

07 Mart 1930 Cuma günü tüm ilçe ve köylerden Gazi’yi görmek, saygılarını sunmak için gelen heyetler köşkün etrafını doldurmuştu. Köşkü balkonundan Antalyalılara kısa bir konuşma yaptı. Akşam üzeri şehirde otomobil ile bir gezinti yapıldı ve Tophane yolu ile buz fabrikası ve Türk Ocağı’na gitti. Ocak kütüphanesi, sinema ve diğer salonları gezerek, ocak reisinden durumları ile ilgili bilgiler aldı.

08 Mart Cumartesi günü Arap suyunda pirinç ziraatı yapılan Mursi çiftliğine gidildi. O tarihte henüz Konyaaltında yol olmadığı için buraya Rüstemiye gemisi ile gidilmişti. Ata’mızın yanında, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Ordu Müfettişi Fahrettin Paşa, Vali Faiz Bey ve mebuslar bulunuyordu. Burada öğle yemeği yenildi. Ardından Gazi ve yanındakiler vapur ile Antalya sahillerini gezdi ve özellikle büyük şelaleyi gördüler.

Daha sonra karadan bugünkü Lara yolu üzerinde Rumkuş mevkiine gidildi. Atatürk oradan denizi, karşı sahilleri, karla örtülü Beydağlarını uzun uzun seyretti ve “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir” demekten kendini alamadı. Bulunduğu yerin adını yanındakilere sorduğunda “Rumkuş” olduğunu öğrenince Türk topraklarında Türkçe adın olması gerektiğini söyleyerek adının “Erenkuş” olarak değiştirilmesini istedi.

09 Mart Pazar günü öğleye doğru tarihe ve eski eserlere son derece önem veren Atatürk Serik, Büyükbelkıs Köyü'ndeki Aspendos Antik Tiyatrosunu görmeye gitti. Serik ve Belkıs’ta toplanan halkın sevgi gösterileri arasında Aspendos’ a ulaşıldı. Tiyatronun önüne Yörük çadırı kurulmuş, her taraf bayraklarla donatılmıştı. Tiyatro, Antalya Müzesi Müdürü Süleyman Fikri Bey’in rehberliğinde gezildi. Atatürk tiyatronun dünyadaki benzerleriyle karşılaştırmasını yaparken Sanat Tarihi ve Arkeoloji alanında sahip olduğu engin bilgilerini ortaya koyuyordu. Aspendos Tiyatrosunun derhal onarılarak ziyarete açılması için direktifler verdi. Dönüşte yol üzerinde bulunan Osman Ağa’nın narenciye bahçesini gezdi , çalışmaları yakından izledi ve bu çalışmalar Atatürk tarafından takdirle karşılandı. Akşam Yeni Kapı’da halk Ata’mızın onuruna oyunlar oynadı, türküler söyledi.

10 Mart Pazartesi gününü Atatürk, köşkte, Antalya Müzesi’nden getirilen birkaç el yazması tarih kitabını ve Kuran-ı Kerimi incelemekle geçirdi.

11 Mart Salı günü Atatürk deniz yoluyla devam edeceği yurt gezisine, program değişikliği nedeniyle son vererek, Burdur üzerinden kara yoluyla dönüş hazırlığına başlanıldı ve 12 Mart’ da Gazi yanındaki heyetle birlikte Ankara’ya uğurlandı. Yapılan uğurlama töreninde Atatürk, Antalya’ya tekrar geleceğine söz verdi.

Atatürk’ün Antalya’yı ikinci ziyareti 26 Ocak 1931 tarihinde başladığı yurt gezisinin bir parçası dahilinde geçekleşmiştir. Seyahati, 1929 dünya buhranı ve Serbest Cumhuriyet Fıkrasının kapatılması sonuçlarını uzman bir heyet ile yerinde tetkik etmek ve yapılması gereken işleri tespit edilmek üzere yapılmıştı. Bu amaçla 8 Şubat 1931 de Ege Vapuru ile İzmir’den Antalya’ya yola çıktı. Ege Vapuru 10 Şubat 1931’de sabah Antalya’ya geldi. Öğleden sonra deniz motoru ile iskeleye çıkan Atatürk buradan alay karargahına giderek askeri birlikleri teftiş etti. Alaydan hükümet konağına geçerek Vali beyden mahalli işler hakkında bilgi aldı. Daha sonra, Belediye ve Cumhuriyet Halk Fıkrasını ziyaret ederek, memleket işleri üzerinde uzun uzun görüşüldü. CHF’sında ise memleketin iktisadi durumu üzerine konuşuldu. Vali beyden mahalli işler hakkında bilgi aldı. Atatürk bu sohbet sırasında esaslı bir zirai kredi ve satış kooperatifinin teşkilinin önemini ve örgütlenmesi gerektiğini belirtti. . Aynı gün akşam üzeri vapura dönerek, Silifke’ye doğru gitmek için Ege Vapuru ile hareket etti.

Ata’ mızın Antalya’ya üçüncü gelişleri 18 Şubat 1935 tarihindedir.. İstanbul’dan Ege Vapuru ile hareket eden Mustafa Kemal Atatürk, 16 Şubat 1935 tarihinde Çeşme önlerinde Zafer torpidosuna geçti. Aynı torpido ile Alanya’ya doğru hareket etti. Zafer torpidosunu Adatepe torpidosu takip ediyordu. 18 Şubat 1935’de sabah Zafer torpidosu ile Alanya’ya girdi. Burada üç saat kadar kaldıktan sonra öğleye doğru Antalya’ya geldi. Gazi’yi iskelede Kazım Özalp, Vali Saip Örge, Belediye başkanı, Antalya milletvekilleri okullar ve binlerce Antalyalı karşıladı. Kendi için hazırlanan faytona binerek, önce tophaneye, daha sonra kendisine ayrılan köşke gitti. Akşamüzeri çok beğendiği ve adını kendisinin koyduğu Erenkuş’a giderek Antalya’nın doğal güzelliklerini bir kez daha seyretti. O gece onuruna fener alayı düzenlendi. Büyük kurtarıcı ile beraber olan halk heyecanlı ve sevinçliydi. Eresi gün Afet Hanım ve beraberindeki heyetle halkın sevgi ve sıcak gösterileriyle Ege vapuru ile Antalya’dan ayrıldı. 1938 yılında tekrar Antalya’yı gelmek istedi ise de sağlık durumu iyi olmadığı için bu geziyi gerçekleştiremedi.

Atatürk’ün Antalya’yı ziyaretleri Antalyalılar için çok büyük önem taşıması nedeniyle her yıl 06 Mart’ da onun anısına törenler yapılmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Valiliğe ait olan ve Antalya’yı ziyaretlerinde Atatürk’e tahsis edilmiş olan köşk, Atatürk Müzesi yapılmak ve onun anılarını yaşatmak üzere 1984 yılında Kültür Bakanlığına tahsis edilmiştir. Şehrin yeni imar planı uygulaması sırasında caddede kaldığı için yıkılmış ve yıkılan binanın aynısı Kepez Elektrik şirketi tarafından biraz geri çekilerek yeniden yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, iki katlı, iki cepheli, üzeri kiremit örtülü kırma çatılı taş- tuğla duvarlı olan bina 1986 yılından beri Atatürk Evi ve Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Müzede alt katta; Atatürk’ün Antalya’ya gelişleri ile ilgili gazete küpürleri ve resimlerin yer aldığı resim sergisi, Atatürk ve Antalya konulu belgeselin izlenebileceği Barkovizyon odası, büro ile girişteki holde yemek odası, Üst katta ise; yatak odası, iki adet çalışma odası, Atatürk’ün şahşi eşyalarının sergilendiği Müze Odası adı verilen bölüm ile Cumhuriyetin Kuruluşundan günümüze kadar basılan madeni ve kâğıt paralar ile pular ve hatıra paraların sergilendiği ayrı bir bölüm daha yer almaktadır.http://manavgat75yilcumhuriyet.k12.tr/

ATATÜRK'ÜN ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ SÖZLERİ •Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.01. 03. 1923.
• Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.(1924)
• Öğretmenler!... Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır. 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister. 25.081924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
• Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona basit bir kütle denir, millet denmez. 14.10.1925, İzmir Erkek Öğretmen Okulunda.
• Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 07.071927, Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Öğretmenler Heyetine Demeç.
• Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin becerinizin ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet: fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli, bu özellik ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir.
• Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı şekilde bütün öğretim basamaklarındaki eğitimleri uygulamalı olmalıdır. Yurt evladı, her öğrenim basamağında, ekonomik hayatta başarılı, iz bırakan, eser sahibi olacak şekilde bilgilerle donatılmalıdır. Ulusal ahlâkımız, çağdaş esaslarla ve hür fikirlerle artırılmalı ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir, bilhassa nazarı dikkatinizi çekerim....Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
• Arkadaşlar! yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür “nesiller ister. (1924, Ankara) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, s. 178 -179)
• Okullarda öğretim vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini, ülke çocuğunun, o görevi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak üstün ve saygı değer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, aşama aşama ilerlemeye ve her halde zenginlik sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan toplumunun en öz verili ve saygı değer unsurlarıdır. (1923, Ankara) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, s. 317)
• Ulusa gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, keşiflerinden, gelişmelerinden yararlanalım, ama unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız. (1923, Konya) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, s. 145)
• Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir ulus henüz ulus adını almak yeteneğini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, ulus denemez. Bir kitle ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere gereksinim duyar. (1925, İzmir) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, s. 243)
• Öğrenci ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın.(1930)
• Uydurma öyküler ve boş düşünceler kafalardan tamamen çıkarılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin nurlarını sokmak olanaksızdır. (1925, Kastamonu) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, s. 224)
• Eski hocalar nasıl dini esastan egemen olmuşlarsa öğretmenler de bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuçlandırsınlar. Bununla öğretmenlik mesleği gerçek yücelme devrine dâhil olacaktır.
• Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. (1927, İstanbul) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, 1997, s. 266)
• Bahçesinde çiçek yetiştiren adam çiçekten bir şey bekler mi? Adam yetiştiren adam da, çiçek yetiştirendeki hislerle hareket edebilmelidir. Ancak bu şekilde düşünen ve çalışan adamlardır ki memleketlerine ve milletlerine ve bunların geleceklerine faydalı olabilirler. Bir adam ki, memleketin ve milletin saadetini düşünmekten daha fazla kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecededir.
• En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır. Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır.
• Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, bilimsel, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek sicilli korucular ister. Yeni kuşağı bu nitelik ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir. 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır… 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Ülke çocuğu, her öğrenim aşamasında ekonomik yaşamda verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır. 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister. 25.081924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 25.08.1924, Öğretmenler Birliği Üyelerine.
• Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir Öğrenci her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın. (1930)
• Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır. 01. 03. 1923.
• Yeni kuşak; en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. (Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, s.129)
• Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 07.071927, Dolmabahçe Sarayı, Öğretmenler Heyetine Demeç.
   

 
Header Pic
left unten
©
right unten
 

© 2010 antalya-teftis.gov.tr
Tasarım : S.ALTAŞ
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.